Ancak, Müminler Kardeştir!
Âlemlerin Rabbi olan Allah, bizi yaratmış ve bizim hayatımızı idame ettireceğimiz en güzel ve en mükemmel kanunları da bize din olarak indirmiştir. Biz bu hayat tarzıyla hayatımızı düzenler ve onunla doğruyu yaşarız. Bu düzenlemenin faydası sadece Müslümanlara değildir, bu yasalar aynı zamanda toplumu da olumlu yönde düzenleyen yasalardır.

Âlemlerin Rabbi olan Allah, bizi yaratmış ve bizim hayatımızı idame ettireceğimiz en güzel ve en mükemmel kanunları da bize din olarak indirmiştir. Biz bu hayat tarzıyla hayatımızı düzenler ve onunla doğruyu yaşarız. Bu düzenlemenin faydası sadece Müslümanlara değildir, bu yasalar aynı zamanda toplumu da olumlu yönde düzenleyen yasalardır.

Kur’an-ı Kerim’i incelediğimizde; Rabbimizin, hayatımızın her birimine en güzel terbiyeyi de yerleştirdiğini görürüz. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız komşularımız akrabalarımız vs. hepsinin hakları ve bizim onlarla ilişkilerimizdeki hukukumuz en güzel şekilde belirlenmiştir. Bu belirleme bizim aklımızın veya irademizin olmadığından değil; akıl ve iradeyle donatılmış olan biz insanlar ancak deneme yanılma yoluyla birçok doğru ve yanlışı anlayabiliyor olmamızdan ve gabyı bilmeyişimizdendir.

Âlemlerin Rabbi olan Allah’u Teâlâ, kardeşlerimizin kimler olduğunu, onlarla aramızdaki hukukun nasıl olması gerektiğini de kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bildirmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz; “ Ancak müminler kardeştir” (Hucurat suresi; 10)buyuruyor.

“İnnema” edatı; kendisinden sonra gelen cümleyle alakalı olarak sınırlama ve kısıtlama ( hasr) bildirir ve kendisinden sonra gelen şeyin varlığını ve onun dışındaki her şeyin yokluğunu ifade etmek için kullanılır. Ayrıca innema edatı, ardından gelen cümlede bir eylemi/niteliği bir şeye ait kılmayı ve onun dışındaki her şeyden uzaklaştırmayı ifade eder.

Ayetin ibaresine baktığımızda Allah’u Teâlâ ayetin başında “İNNEMA” edatıyla cümleye başlıyor. Mü’minlere gelen mesajı bu edatla netleştiriyor. Ardından “MÜ’MİNLER” ancak,MÜ’MİNLERLERLE KARDEŞTİR. İnnema edatı, kendisinden sonra gelen cümleyi kısıtlıyor, sınırlıyor ve hasr ediyor. Her ne kadar insanlar, bütün insanlar kardeştir yaygarasıyla ortaya çıksa da inananların kardeşliği inançlarından doğuyor, kardeşliklerini de İman ettikleri “RABB”  belirliyor. Bu ayet bunun en büyük delilidir.

Bizim kardeşliğimiz soy bağından veya fıtrat bağından değil, inandığımız ilah ve onun indirdiği nizam ve seçtiği önderden Muhammed Mustafa -aleyhi selam- ‘ın getirdiğindendir. Ne güzel bir üstünlük. Yaratıcının tarafında olmak. Yeryüzünün neresinde olursa olsun hangi ırka hangi kabileye mensup olursa olsun Mü’min olması şartıyla benim özbeöz, özden daha öz kardeşim oluyor. Eğer bunun zıttı olursa Rabbimiz şöyle buyuruyor:      “Ey iman edenler, eğer imana karşı küfrü sevip tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli(dost) edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse onlar zalimlerin ta kendileridir.“ (Tevbe Suresi; 23)

Babamız da,  kardeşlerimiz de olsa küfrü tercih edenlere karşı almamız gereken tavır belirlenmiştir. Onların yakınlığı akide kardeşliği gibi olmayacağı da bize bildirilmiştir. Ne güzel demiş Tabiinin büyüklerinden; “Nice kardeşlerim vardır ki anam onları doğurmamıştır.” (Hasan-ı Basri) Allah rahmet etsin.

Kardeşim, Allah’ımın bana değerli kıldığı değerlim!

Bir bedenin azası ismini alan kardeşim; Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem buyuruyor; “Mü’minin, mü‘mine bağlılığı parçaları birbirini bütünleyen bir bina gibidir.” (Buhari, Müslim)

“Ey iman edenler! Kendi din kardeşlerinizden başkasını dost ve sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size ellerinden gelen kötülüğü yapmaktan geri durmaz; her zaman sıkıntıya düşmenizi isterler. Baksanıza, size olan şiddetli öfkeleri ağızlarından taşıyor. Kalplerinde gizledikleri kin ve düşmanlık ise daha korkunçtur. Eğer aklınızı kullanıp gereğince davranırsanız, size ayetlerimizi kesin bir şekilde açıklamış bulunuyoruz.” (Al-i İmran Suresi; 118)

Bu ayette dost sırdaş “bıtana” kelimesiyle açıklanır. Arapçadaki manası elbisenin içini göstermeyen softur. Mü’min kardeşim, içimi gösteremeyen sırımı dışarı çıkartmayan sof mecazıyla Rab’ım tanımlamıştır. Ne kadar güzel bir sunum. Bizi yaratan dost kılana Hamd olsun. Kâfir, müşrik, fasık nasıl benim kardeşim olabilir ki?

     Demek ki bütün insanlar kardeş değildir. Dinle dünyayı ayıran Protestanların, Yahudilerin belirlediği düstürü, laikliği kendisine hayat tarzı belirleyen kişi nasıl benim kardeşim olabilir? Demokrasiye inanıp, ben demokratım diyerek Allah’ın nizamı yerine biz birbirimizi idare etmeye muktediriz diyen kişi nasıl benim kardeşim olabilir? Benim kardeşim, birlikte inandığımız, birlikte yediğimiz, birlikte içtiğimiz, helalı ve haramı aynı olan, merhamet ve hayır üzere olandır. Bizi birbirimize nesep, soy bağı değil; itikat bağı bağlar. Bu delillerden sonra anlıyoruz ki;

 “ANCAK MÜ’MİNLER KARDEŞTİR”

  En Emine Emanet Olun.             

Diğer Yazılarımız