Bir tevekkül Örneği; O Musa'nın (As) Annesi
"Musa'nın annesine şöyle ilham ettik: Çocuğu emzir. Başına bir şey gelmesin¬den korkunca da onu suya bırak. Sakın korkma ve üzülme. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız." (Kasas, 7)

Yaşadığı devir, Firavunların hüküm sürdüğü Firavun 2. Ramses dönemi. "Firavun" o dönemin en yetkili devlet reisidir. Firavunluk, devlet başkanlığı anlamında kullanılan bir kelime.

Firavun ikinci Ramses, İsrail oğullarını köle edinmiş ırkçı bir faşist.

Yaptığı zulümlerin yalnızca bir çeşidi, erkek çocuklarını öldürüyor kız çocuklarını serbest bırakıyordu. "Şüphesiz ki Firavun, yeryüzünde (Mısır ülkesinde) yükselip iyice azıttı ve ora halkını farklı zümrelere ayırdı; onlardan bir zümreyi güçsüz hale sokup erkek çocuklarını boğazlıyor, kız çocuklarını sağ bırakıyordu. Doğrusu o, fitne ve fesat çıkaranlardan idi." (Kasas, 4)

Allah (cc), bu durumdan İsrail oğullarını kurtarmayı istedi."Biz ise yeryüzünde ezilenlere lütufta bulunalım, onları önderler ya­palım, onları varisler kılalım, istiyor­duk. O ezilenlere yeryüzünde imkân ve­relim; Firavun'a, Haman'a ve askerle­rine o sakındıkları şeyi o ezilenlerin eliyle gösterelim, (istiyorduk.)" (Kasas, 5-6) Firavun, kendi kanunlarıyla halkı yönetirken fitneye, fesada ve zulme şahitlik ediyordu yeryüzü. Bu dikta faşist uygulamanın sebebi ise korku. Korkunun sebebi ise şu idi: Bir rüya yorumcusu Firavun'a "İsrail oğulları içinde bir çocuk dünyaya gelecek ve senin hakimiyetin onun eliyle yok olacaktır" demişti.

 Bu dönemde şehrin bir yerlerinde iman etmiş, tevekkül sahibi bir hanım vardı. Musa'nın annesiydi O. Allah ( cc), ona vahyetti. Bu vahiy çeşidi, sadece vahyolunanı bağlayan, risalet gibi başkalarına tebliğ itmekle vazifeli olunmayan vahiy çeşididir. "Musa'nın annesine şöyle ilham ettik: Çocuğu emzir. Başına bir şey gelmesin­den korkunca da onu suya bırak. Sakın korkma ve üzülme. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız." (Kasas, 7)

“Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:) Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su, onu sahile bıraksın; onu Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır…” (Taha, 38-39)

 

Musa'nın annesi, vahye tabi oldu tevekkül ederek sandığa bebeği koyup Nil'in sularına bıraktı. Korkmadı. tereddüt etmedi. Çünkü gelen ses, rahmanîydi. O'na güvenmek demek, emirleri hakkında şüphe etmemek de demekti. Vahyolundu; o da vahye güvendi ve uydu.

Nil'de yol alırken sandık, onu Firavun ailesi bulup, saraya getirdi.

"Firavun ailesi, ileride kendilerine düşman ve üzüntü sebebi olacak yavru­yu aldı. Şüphesiz Firavun, Haman ve askerleri suçlu insanlardı." (Kasas, 7)

Firavunun karısı girdi devreye;

"Firavun'un hanımı: Bu yavru benim için de senin için de göz nurudur. Onu öldürmeyin. Belki bize faydalı olur ya da onu evlât ediniriz, dedi. Onlar işin farkında değillerdi." (Kasas, 9)

Ve sonra Allah, Musa'nın annesinin tevekkülünü ödülsüz bırakmadı. Okuyoruz;

"10- Musa'nın annesinin gönlünde (evlâ­dından başka) hiçbir şey kalmadı. Eğer müminlerden olması için kalbine sabır vermeseydik, nerdeyse Musa'nın kendi çocuğu olduğunu açığa vuracaktı.

11- Annesi, Musa'nın kız kardeşine: Onu takip et, dedi. O da Musa'yı uzak­tan gözetledi. Firavun ve adamları işin farkında değillerdi.

12- Biz, Musa'nın, (annesinden) önce süt anneleri emmesine engel olmuştuk. Bu­nun üzerine Musa'nın kız kardeşi: Sizin için ona bakacak ve şefkatle davrana­cak bir aile göstereyim mi, dedi.

13- Böylece biz, annesi sevinsin, üzülme­sin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye Musa'yı annesine geri verdik. Fakat onların çoğu hakkı bilmezler." (Kasas Sûresi)

 

Allah, Musa'nın annesini imtihan etmişti.

İki emir vermişti; çocuğu emzir ve çocuğu Nil'e bırak!

İki şeyden nehyetmişti; Korkma ve üzülme!

İki haber ve aynı zamanda müjde vermişti; Onu sana döndüreceğiz ve Peygamber kılacağız.

Musa'nın annesi, imanda samimiyet öğretiyordu;

 Genelde tüm müminlere, özelde mümin kadınlara. Yeni doğmuş bir bebeği sandığa koyup Nil'e bırakmak, samimi bir iman, güçlü bir tevekkülün örneğidir. "Ama"sız "İtiraz”sız teslimiyetin örneğidir. Zor bir sınav da olsa kulluk bilincini yaralamamanın örneğidir.

Musa'nın annesi, sabır öğretiyordu.

Sabrın; yapılması gereken yapılırken önüne çıkan engellere, zorluklara dayanmanın adı olduğunu öğretiyordu. Sabır; emredileni yaparken ödenmesi gereken bedele dayanmak olduğunu öğretiyordu.

Musa'nın annesi, cesaret öğretiyordu;

Çocuğu Nil'e bırakmak, yürek işiydi. Cesaret işiydi. Allah'tan korkmak, başka şeylerden Allah gibi korkmamaktı. "Hem siz, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na şirk koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? İki taraftan hangisi emin olunmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin!" (Enam, 81)

Musa'nın annesi, tevekkül öğretiyordu;

Tevekkül, sadece güçlü bir imana sahip, Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edebilen ve O'na yakın olan müminlere ait bir özelliktir.

"Müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir. O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal, 2) Yapılması gereken bir şeyde kulun, üzerine düşeni yapıp, işin sonunu Allah'a havale etmek ve sonra sonuca "Amenna" demekti tevekkül.

Her çağın Firavunu vardır. Ve her çağa, "Musa'ya" ana olacak yiğit kadınlar gerekir. Mümin kadın, Firavuna korkulu rüya olacak Musa'lar yetiştirmelidir. Vahyin sandalına bırakıp Tevhid sarayında büyümesini sağlamalıdır.

Sabiha Ateş Alpat'ın Müslüman Kadının Davası Tevhid kitabından alıntıdır.

Diğer Yazılarımız