Canlı Yayında Canlı Katliamı

Dünya bir kez daha haçlı zihniyetinin vahşetine canlı yayınla  şahitlik etti. Elbette  haksız yere kimsenin vurulmasını, öldürülmesini arzu etmeyiz lakin canlı yayında değil insan bir hayvanı vursaydılar hele  de vuran  Müslüman olsaydı batı dünyası şom ağzıyla vahşet, terör olduğunu  söyleyip günlerce  gündemden düşürmeyeceklerdi. İkiyüzlülükleri bir kez daha tescillendi. Batı dünyası bu vahşeti “Terör” olarak değil saldırganlık olarak nitelendirdi. Şaşırdık mı? Hayır vallahi de hayır billahi de hayır. Çünkü onları bizlere tanıtan El Alim olan Allah’tır.

“Ey müminler, kendinizden başkasını sırdaş ve dost edinmeyiniz. Olanca güçleri ile size zarar dokundurmaya, dirliğinizi bozmaya çalışırlar, karşılaştığınız her sıkıntı onları sevindirir. Gerçi kinleri ağızlarından taşmıştır ama kalplerinde saklı tuttukları kin daha büyüktür. Eğer düşünecek olursanız size ayetlerimizi açık açık anlattık.”  (Al-i İmran; 118).

Canlı yayınlarla canımıza kıyanların habersiz olduğu bir hakikat  daha var. Allah yolunda öldürülenlere sakın «ölüler» demeyin. Tersine onlar diridirler, ama siz farkında değilsiniz.  “(Bakara; 154).  Bu haber elbette kanlarıyla toprağı sulayanlarımız için, vurulanlarımız için bir müjde,  lakin kendini İslam’a nispet eden herkesin bu elim verici hadiseden kendine düşen dersi alması gerekiyor.

Yeni Zelanda da cami cemaatini katledenler ile Suriye’de insanların başına bomba yağdıranlar aynı zihniyetin sahibidirler, aynı eldir tetiğe dokunan. Aynı el;  Filistin’de, Bangladeş’te, Mora’da,  Doğu Türkistan’da can almaya devam ediyor.

Danimarka da yakılan Kur’an, Danimarka’nın ilk olayı değil son olayı da olmayacak. Küfür görevini eksiksiz ve aralıksız sürdürüyor lakin buna karşılık ümmete düşen bir görev yok mudur? Siz de hazırlıklı olun denmişti;

“Onlara karşı elinizden geldiği kadar gerek Allah’ın gerekse özünüzün düşmanlarını ve bunlar dışında Allah’ın bildiği, fakat sizin bilmediğiniz gizli düşmanlarınızı yıldırıp caydıracak savaş gücü ve atlı savaş birlikleri hazırlayınız.” (Enfal; 60)

Buradan ümmetin kanaat önderlerine düşen bir pay yok mudur?  Acaba parça parça vuruluşumuzun bir sebebi de tefrika olmasın! Vahdet olunamayışı zemin hazırlıyor olmasın!

Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ediniz. Aranızda tartışmaya, çekişmeye düşmeyiniz. Yoksa moraliniz bozulur, hızınız kaybolur. Sabrediniz. Çünkü Allah sabırlılar ile beraberdir.”(Enfal; 46)

Parçalanmış bölünmüş yutulmaya hazır lokma haline gelen ümmeti derleyecek  bir Allah’ın kulu yok mudur?

Soruyoruz;

Ümmetin bu halinden âlimlerimize düşen bir pay yok mudur?

Soruyoruz;

Tecavüze maruz kalanlardan tabela/cemaat/ hizip/ vakıf /dernek sevdasıyla vahdete hizmet etmeyen anlayışın bir payı yok mudur?

Soruyoruz;

Cemaat liderlerine ve cemaatlere düşen bir pay yok mudur?

Soruyoruz;

Neden her yerde öldürülen biziz?

Ya peki neden parça parçayız?

Diğer Yazılarımız