Çekin O Pis Ellerinizi Çocuklarımızdan

“O, iş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez”. (Bakara; 205)

 

Ayeti kerime beşer ideolojilerinin nesli ve ekini yok ettiğini, genleriyle oynayarak bozduğunu, fıtratlarına aykırı düşürerek insanlıktan çıkardıklarını beyan etmiş; insani fıtrata uygun yegâne hayat nizamı olan İslam’a davet etmişti.

Gün geçmiyor ki çocuklarımız beşer ideolojilerin kurbanı olarak, sapıkların elinde meze gibi harcanmasın.  Toplumun bunca yozlaşmasında, insanların bu kadar vahşileşmesinde, fuhşun, usulsüzlüğün, yolsuzluğun artmasında suçlu kim ya da kimler?

Aile mefhumunun katledilmesinde, eş cinselliğin yaygınlaşmasında kim ya da kimler suçlu?

Bataklık kurumadığı müddetçe sinekleri öldürmenin ne faydası var?

Şimdi sormak istiyoruz;

İnsanlığından çıkan insan türlerinden biri de çocuk tecavüzcüleri! Suçlusunuz. Ey insan tipli mahlûklar! Kırılası ellerinizi çekin çocukların üzerinden.

Ya peki;

Tecavüzcü kadar,  ahlaksız dizilerin, çıplaklığın, sınırsız özgürlük algısının, zinaya götüren yolların açık olmasının katkısı yok mu sanılıyor!
Zina yapmak değil zinaya yaklaşmanın bile haram olduğu İslam nizamına sırt çevirenler de bundan sorumlu değiller mi? “Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, ‘çirkin bir hayâsızlık’ ve kötü bir yoldur.” (İsra; 32).

Fıtratını bozup insana yakışır yolu bırakıp, eşcinsel sapkınlığa tevessül edenler suçludurlar.

Ya peki;

Eş cinselliğin bunca yaygınlaşmasında;  ETCEP programlarını okullarda uygulayanların, cinsiyet özgürlüğü adı altında reklamlara izin verenlerin, tercih özgürlüğü diye bunu kişisel haklar içinde değerlendirenlerin, göz yumanların ve bu fesat ortamı ıslaha dönüşsün diye gerekli çalışmayı yapmayanların suçları yok mu?  Duyduklarımıza inanmakta zorlansak da hakikat değişmiyor ve artık evli kadınların evli kadınlara kaçtığı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Böyle insanlarla aynı havayı teneffüs etmenin ciğerlerimizi param parça ettiği bir ortamda havanın kirlenmesine sebep olanların, demokratik bir ülke diyerek her türlü sınırsız özgürlüğü mubah görenlerin, MEB’in müfredatının, bu kanunları yapanların, uygulayanların ve yine bu iğrençlik karşısında Hz Lut’un görevini üstlenmeyenlerin suçlu değiller mi?

Aile gibi bir nimetin, kıymetini ve değerini bilmeyenler dünyada en büyük nimetlerden biri olan aileden mahrum kalarak aileyi yıkan bireyler suçludurlar.

Y a peki;

Aile mefhumunun git gide  yok olduğu bir toplumda, kadınlara tanınmış sınırsız hakları onaylayanların, erkekleri sınırsız nafakaya mahkum edenlerin, aile ve kadın konusunda zulüm içerikli kanunlar çıkaranların hiç suçları yok mu?

Ya peki çocuklarını dine, örfe ve kültüre uygun eğitmeyen; sorumluluk duygusu gelişmemiş çocuklar yetiştirenlerin katkıları yok mu? Ailenin temelini ilahi harçla atmayanların vebali yok mu?

Git gide iffet yok oluyor!

Git gide haya yok oluyor!

Git gide insanlık yok oluyor!

Erdem yok oluyor, çocuklarımız kurban oluyor!

İnsan bu ya; hala inat ve ısrarla Allah’a dönmemeye ayak diretiyor.

Beşer ideolojileri huzursuzluktan, anarşiden başka bir şey sunamadı dünyaya.

İnsan bu ya; hala nankörce Allah’ın sunduğu sisteme dönmemeye ayak diriyor.

Sözün özü olarak avazımızın çıktığı kadar sesleniyoruz;

Bu gidişata dur demenin yolu Allah’a iman,

Allah korkusunu sinelere yerleştirmek ve

İlahi terbiye metoduyla toplumu eğitmektir.

Diğer Yazılarımız