Cuma Günü Yapılan Yanlışlar

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd-u senalar olsun. Kainatın Efendisi, Allah Resûlü’ne  salat ve selam olsun!   Kıymetli kardeşlerim bu ay ki konumuz Cuma gününe özel yapılan bid’atler ve hurafeler. Küfrün, şirkin ve ahlaksızlığın karanlıklarından kurtarmak için gelen İslam dininin, Kur’an ve Sünnet gibi iki önemli kaynağı vardır. Tarih boyunca hem Kur’an ayetleri hem de hadis-i şerifler, İslam ulemasının çeşitli tefsir ve yorumlarıyla insanlığın istifadesine sunulmuştur. Zaman geçtikçe bu iki asla bağlı olarak tefsir, akaid, kelam, İslam hukuku, tasavvuf gibi birçok bilimler zuhur etmiştir. Hz. Muhammed (sav) hayatta iken, İslamiyet en doğru bir biçimde anlaşılıp yaşandığı halde, daha sonra çeşitli sebeplerle İslam hakkında farklı algılar ve yorumlar oluşmuştur. Bu farklı algıların bir kısmı İslam’ın doğruluğundan ve özünden gittikçe uzaklaşmaya neden olmuştur.

Sayılan ilim dallarının hemen hepsinde ortaya çıkan ve İslam’ın vasat çizgisinden ayrılıp ifrat ve tefrite sapan ekollerin mevcudiyeti tarihsel bir gerçektir. Bidat, dinin aslından olmayan, asli delillere dayanmayan, sünnete aykırı olarak icat edilen şeylerdir. Başka bir ifadeyle dini emirlerin tamamlanmasından sonra Hz. Muhammed’in sünnetine,  Kur’an’ın açık hükümlerine, ashabın tabiin ve müçtehitlerin genel görüşlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi sonradan ortaya çıkan bir olay veya davranışın bidat olabilmesi  için dinin muhtevasına zıt olması gerekir.  Bir de bidatlerin asıl doğuş sebebi toplumdaki kültür değişmeleridir. Tarihi okur ve araştırırsanız daha detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz. Bidatlerin doğuşuna ve yaygınlaşmasına sebep olan hususlar şunlardır ;

1 Bidatlerin bilinçli olarak üretilmesi,

2 Cehalet,

3 Kültürel etkileşim,

4 İslam öncesinden kalan gelenek ve görenekler,

5 Eski dinlerden kalan alışkanlıklar,

6 Çok sevap kazanmak veya dini vecibeleri fazlası ile İfa etmek düşüncesi.

Ben Müslümanım dinim de İslam diyen kişinin bulunduğu halin ilmini iyi bilmesi gerekir ki yukarıda saydığımız maddelerin yanlışlıklarına düşmesin. İyilik yapayım, sevap kazanayım derken günaha girmesin, yanlış amellerde bulunmasın. İlmihal bulunduğu halin ilmini bilmek demektir. Müslüman isem ve dinim de İslam ise İslam’ın bana yüklediği vecibeleri, bana yüklediği sorumlulukları, benden istenilenleri iyi bilmek zorundayım. Günümüzde herkes bir şeyler söylemekte, bir şeyler yazmakta, bir şeyler çizmekte ben bunların doğruluğunu ayırt edebilmek için Kur’an ve sünnetten beslenmek zorundayım ki kurtuluşa erebileyim. Maalesef şu an yaşadığımız toplumda çoğumuz Kur’an okumayı bilmiyoruz. Kur’an okuyanlarımız da manasını içeriğini bilmiyor.  Hal böyle olunca da bizleri kendi inandıkları kültürlerine, inançlarına alet etmekte kolay oluyor.

Hurafe; akla ve gerçeğe aykırı aldatıcı söz demektir. Masal, efsane ve genel olarak gerçek dışı kabul edildiği halde hoşa giden nakil ve rivayetlerde hurafe olarak değerlendirilebilir. Ayrıca hiçbir mantıklı izahatı bulunmayan din adına ileri sürülüp benimsenen batıl inanç ve davranışlarda hurafe kapsamına girmektedir. Bidat ve hurafeler sosyal yaşantıda sıkıntılara sebep olmaktadır. İnançtaki yanlışlıklardan dolayı dini yaşantı da sektelere sebep olmaktadır. Bidat ve hurafelerden kaçınılmaz ise zaman içerisinde insanlar tarafından dinin aslından sayılacak, böylece terk etmek günahmış gibi terakki edilebilecektir. Günümüzde bu durumu üzülerek görmekteyiz. İnandığı gibi yaşamayan kardeşlerimiz, yaşamlarını inançları haline getirmişler ve yanlış şeylerin ardına takılıp gitmişlerdir. Bu sebeple bizlere hiçbir fayda sağlamayacak olan hurafeleri, bidatleri hayatımızdan atmaya özen gösterelim. Kur’an ve sünnete uymak bizim en temel vazifelerimiz arasındadır. Dinimizi Kur’an ve sünnetten öğrenmeliyiz. Hayatımızda karşılaşmış olduğumuz birçok şeyin Kur’an ve sünnette olup olmadığını bilirsek kendimizi yanlışlardan koruyabiliriz. Bu sebeple dinimizin iki ana kaynağı olan Kur’an ve sünneti öğrenmeye gayret göstermemiz bizleri hurafelerden ve bidatlerden uzaklaştıracaktır. Mesela toplumda cuma günleri yapılan Cuma kutlamasından bahsedelim. Böyle bir kutlamayı ne peygamberimizde, ne sahabede ne tabiinde, böyle bir kutlama görmedik. Sanal âlemde topluca gönderilen mesajların, arkadaşıma cuman mübarek olsun demenin neresi kötü diyecek olursanız şöyle cevap vereyim:

Biz amellerimizi nasıl yapacağımızı Kur’an ve sünnetten alarak yapmalıyız ki doğru olanı yapmış olalım. Allah’u Teâla bize Kur’an’da, Resulüm size neyi emrettiyse yapın, neyi yapmayın dediyse onu yapmayın buyuruyor. Demek ki biz Resulullah’ın yapmadığı, sahabesinin uygulamadığı, tabiinin uygulamadığı daha sonra âlimlerin de uygulamadığı sonradan çıkarılmış bir uygulamayı adet haline getirip yapmamız doğru değil ve sonradan çıkarılıp adet haline getirildiği için bidat sayılmaktadır. Cuma mesajları gönderdiğimiz kardeşlerimizin o anki halinden haberimiz yok. İyi mi, kötü mü, hasta mı, sıkıntısı mı var? Bunlarla İlgilenmiyoruz sanal âlemden cuman mübarek olsun diyoruz. Bu kardeşliği ne kadar kuvvetlendirir? Cuma mesajlarına artık bir sınır getirilmeli. Müslümanlar Perşembe günü akşamından cuma akşamına kadar geçen sürede milyonlarca mesaj uçuşmaktadır. Çoğu zaman gelen mesajları okumaya fırsat bulamadan gün bitmekte arada acil nice mesajlarda bu arada kaybolmaktadır.

Ve yine Cuma günleri yapılan yanlış inanışlar bazıları da şöyledir;

Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbeği kesilerek cami avlusuna bırakmak,

Konuşamayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,

Yürüyemeyen çocukların ayaklarına ip bağlayıp  cuma namazından  çıkan ilk kişiye ipi kestirmek,

Cuma namazını kılanların bir daha ki cumaya kadar bütün günahların af olacağına inanmak,

Tırnakları kesmeyip, Cuma gününü bekleyip o gününde keserek bütün hastalıklardan kurtulunacağına inanmak,

Cuma günleri lokma veya herhangi bir tatlı yapıp dağıtmanın sevap olacağına inanmak,

Özellikle Cuma günleri Yasin, Tebareke ve Amme  surelerini okumanın çok sevap olacağına inanmak,

O güne has kılarak Cuma günleri toplanıp bir araya gelerek bu sureleri okuyup içeriğinden hiç haberdar olmadan kalkıp gitmek,

Ve yine halk arasındaki inanışa göre Cuma günü ölen kişiye sorgu sual olmayacağı inancı, hatta şöyle bir ifade kullanılır; “ne mutlu ona Cuma günü öldü”

Cuma günü erkekler camiden çıkana kadar kadınların öğle namazını kılamayacağı,

“Cumanız mübarek olsun mesajını 10 kişiye gönderirseniz cennet kapıları size aralanır” inanışı,

Cuma günü ev temizlemenin ve süpürmenin iyi olmadığına inanmak.

Bunlar bizim bildiklerimiz. Ve daha bilmediğimiz nice sevap adına yapılan yanlış inanışlar, bidatler, hurafeler var toplumda.

Bu inanışlardan kurtulmak için, Allah’ın yolunu bulmak isteyenlerin, sevap kazanıp  amel defterini iyiliklerle  doldurmak isteyenlerin,  peygambere uyması zorunludur. Peygamberin yolu dışındaki yollar bidattir, delalettir, sapıklıktır. Bu sebeple Peygamberi rehber, önder ve örnek edinme hakkın temelidir.

Ali İmran suresi 31. ayeti kerimede Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor;

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın.” Ve yine Peygamber Efendimizin hadisi şerifinde şöyle buyuruyor;

“ Benimle kıyamet arası,  şu İki parmağın arası kadar yaklaştığı sırada ben peygamber gönderildim” ve sözlerine şöyle devam ediyor “Bundan sonra söyleyeceğim şudur ki sözün en hayırlısı Allah’ın kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed sallallahü ve sellem’in yoludur, İşlerin en kötüsü sonradan ortaya çıkarılmış olan bidatlerdir, her bidat dalalettir, sapıklıktır.”

Allah’ın dinine uymamız gerektiğini bu ayet ve hadislerden anlıyoruz değerli kardeşlerim Allah’u Teâlâ bizlere Hakkı konuşup Hakkı anlamayı, Hakkı anlayıp Hakkı yaşamayı, Allah’ın rızasına göre hayat sürmeyi ve onun rızasına göre de ölmeyi nasip etsin.  Allah’a emanet olun. Selam ve dua ile…

Diğer Yazılarımız