Duyguların Tevhidi
Duygularımızın hepsi kendi yerinde önemlidir. "Korku" da diğer duygular gibi Allah'ın istediği miktarda olmazsa tevhidi bozar.

Âlemlerin Rabbi olan Allah, insanı çift yönlü (maddi, manevi) yaratmıştır. İnsanın maddi bütün amellerini doğru ya da yanlışa yönlendiren duygularıdır. Duygular insanın kurtuluşu veya helaki olabilir. Duygular o kadar önemlidir ki iman etmek isteyenin inancı, duyguların mekânı olan kalpte başlar ve onun mutmainliğine” İMAN” denir. O yüzden kalbe karargâh deriz.

Kalpte başlayan iman dile dökülünce, insan inancına göre toplumda yer edinir. Kalple tevhid ettiğimiz birlediğimiz biricik deyip ululadığımız yüceler yücesi ilahımız olan Âlemlerin Rabbi amelleri doğruya yönlendirelim diye duyguların idaresini de imani iradenin eline vermemizi bize emretmiştir.

Ne yazık ki biz Müslümanlar her zaman olduğu gibi bunda da iç âlemi, duyguları bırakıp, dışa yönelip onunla uğraşmışız. Duygular ıslah edilmediği için amellerde doğruya kanalize edilememiştir.

Allah’ı birleyip puta tapmamış ama “sevgi noktasında” oğullarını veya kızlarını, müşriklerin evlerine koydukları putlar haline getirmiş insanların birçoğu. Ve bunun tehlikesinden haberleri yok. Bugün muvahhid olduğunu savunan birçok Müslüman bile evladını Allah’tan çok severek her dediğini yerine getirerek, onlar kırılmasın, üzülmesin diyerek duygularına şirk bulaştırmıştır.

Rabbimiz şöyle buyuruyor; ( Bakara; 165) “İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı.”

Sevmek ve sevilmek, çok güzel bir o kadar da tehlikeli bir duygudur. Bize verilmiş olan bu duyguyu hunharca kullanmamalıyız velev ki kullandık Allah’ın belirlediği sınırın dışına çıkıldığından, vefasızlık ve nankörlük olarak sahibine geri dönecektir. İnsan; sevmek duygusunu tevhid ölçüsünde yaşadığı zaman rahat eder. Allah’ın sev dediği kadar sevmeyi, yasakladığı sevgilerden uzak durmanın gerekliğini yaşar.

Kâfirleri, zalimleri, fasıkları, sevmemiz yasaklanmıştır hatta en yakınlarımız bile olsalar. İşte bu duyguda Allah’ın sözünü birleyip iman ehli olmak istiyorsak bu böyledir.

 “Kuşku yok ki, biz bu Kitap’ı sana, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın ihanet edenlerin tarafında olma! (Nisa Suresi; 105)

 “Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerden anneleri, babaları, oğulları, kardeşleri ve yakın akrabaları da olsa Allah’a ve Resulüne düşman olanları sevdiklerini ve dostluk kurduklarını göremezsin. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve yerleştirmiş, ayrıca kendi katından bir ruh ile onları desteklemiştir. İşte bu vasıflara sahip olanları Allah içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak ve onlar orada ebedi kalacaklardır. Onlar Allah’tan razı olmuş ve Allah da onlardan hoşnut olmuştur. Şunu iyi bilin ki gerçekten kurtuluşa erenler, işte bu vasıflara sahip Allah’ın hizbinden olan kimselerdir.” (Mücadele; 22)

 “Benliklerine hainlik edenler için didinip durma. Çünkü Allah, hainlikte ısrar eden günahkârı sevmez.” (Nisa Suresi; 107)

Rabbimizin sev dediklerini sevip sevme dediklerinden uzak durmak sevginin tevhid edilmesidir.  

Allah bizleri   sevgi, öfke, kin, nefret, umut gibi  güzel duygularla donatmış. Onları kendi nefsimize göre değil de Allah’ın istediği ölçüde yaşamalıyız ki tevhid yerini bulsun.

Mesela; kızdığımız, darıldığımız insanlara küs olma süremiz bile “üç gün” olarak belirlenmiştir. Fıtratı bilen insanı yaratan Allah, onun nasıl hayatını idame edeceğini de bildiği için kurallarını belirlemiştir.

Duygularımızın hepsi kendi yerinde önemlidir. “Korku” da diğer duygular gibi  Allah’ın istediği miktarda olmazsa tevhidi bozar.

“Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa, öylece korkunuz.” (A’li İmran; 102)

 “Allah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter. ” (Ahzab; 39)

Rızık darlığından korkmak, ölüm gelmesinden korkmak, evladının evlenememesinden korkmak, ticaret malının zararından korkmak, insanın korku duygusu üzerindeki tevhidini bozan etkenlerdendir. Allah’ın dışında tevekküllerin yerini değiştirmesi de böyledir.  İnsanlar işten atılırım korkusuyla haramlara sessiz kalır, öleceğim korkusuyla ecelin sahibi olarak tahlilin sonucundaki kanseri tayin ederse ebetteki korku noktasında tevhidi bozulmuş olur. Ve tevhid parçalanmaz bir bütündür kendi içindeki herhangi bir bozukluk bütün yapıyı bozar.

Kısacası, amellerimizde nasıl sadece Allah’a tapmamız gerekiyorsa  ve bütün amellerimizi ona tahsis etmemiz gerekiyorsa duygularımızla da Allah’ı birleyip iman edip onun bizden istediği gibi düşünüp hissetmek gerektiğini bilmeliyiz ki imanımız kâmil olsun.

                                                                                            En Emine Emanet Olunuz.                     

Diğer Yazılarımız