Yazan; Sümeyye DEMİRCİ

Okuyan; Ömer Faruk DEMİR

İnsan denilen varlık, madden ve manen büyük bir alaka ve özenle en güzel şekilde yaratılmıştır. 
Kur’an-ı Kerimde Rabbimizin buyurduğu gibi “Ahsen-i takvim” ifadesi “Andolsun ki biz insanı en güzel şekilde yarattık” (Tin Suresi, 4) ayetinde yerini alır.
Bunun yanısıra çift tabiatlı hayra ve şerre meyilli yaratılan insanoğluna seçimlerini daha doğru yapabilmesi için Rabbi tarafından inanç esasları da öğretilmiştir. Tabii ki aldığı nimetleri tahrif etme yeteneği de olan insanoğlu doğru emirlere uymadığında yenilik adıyla ya küfre düşmüş ya da hak ve batılı karıştırarak şirk üzere yaşamıştır.
Bunun açık örneklerini günümüzde görmekteyiz. 
Aslında Rabbimiz en güzel en doğru örneğin Rasulullah (Aleyhi selam)’ın olduğunu bize gönderdiği ayetlerle ne güzel öğretmiştir: 
”Andolsun ki sizin için ve Allah’a ve ahiret gününe (Allah’a ulaşma gününe) ulaşmayı dileyen ve Allah’ı çok zikredenler için Allah’ın Resul’ünde güzel bir örnek vardır. " (Ahzab Suresi, 21)
 Bizim için onun örnekliği her konuda mutlaktır.
Yukarı da bahsettiğimiz gibi Allah’u Teâlâ insanın selametini, huzurunu hedeflemiş emir ve nehiylerini elçisiyle bütün insanlığa göndermiştir. Velakin İnsanoğlu bu hak öğretilere tabi olmayınca onlarla dolması gereken ruhunu ve kalbini başka şeylerle doldurmuştur. Bunu tarihin her zaman diliminde görmemiz mümkündür. 
Taşlara, heykellere, ağaçlara, hayvanlara, hatta eliyle yaptığı ve acıkınca yediği helva putuna kadar. Çünkü insan tapmak üzere yaratılmıştır. Doğruyu bulamazsa mutlaka bir şeye tapar. Hatta eliyle icat ettiğine bile ibadet edebilir. Budistlerin elleriyle yaptıkları putlara tapmaları bunun küçük bir örneğidir.
Modern çağın getirisiyle toplumda bu putlar değişik isimler adı altında aynen eskiden olduğu gibi yerini almıştır. 
Mesela; Pozitif enerji veya totem yapmak gibi… Nedir bunlar? 
Pozitif Enerji: Pozitif enerji olumsuz şeyleri kabul etmeyen, her durumda yapabilecek güzel şeylerin bulunduğuna inanan ve hayatı pozitif yönde etkileyen enerji durumudur. Günümüzde artık kişisel, iş, spor ve sanat dünyalarında bile pozitif enerji ve beyin gücünün insandaki verimi arttırıcı bir faktör olduğu kabul edilmiştir. İnsan zihniyle bedeni arasında büyük etkileşimler bulunduğu için zihindeki var olan olumlu düşünceler bedeni olumlu, zihinde olan olumsuz düşünceler de bedeni olumsuz yönde etkiler. 
Kişinin pozitif enerji halinde olmasını sağlayan beyinde doğal olarak bulunan "endorfin" denilen bir çeşit hormondur. Bu madde insanın mutlu olmasına üzüntüsünün giderilmesine yardımcı olur. Etrafa pozitif enerji vermesini sağlar (alıntı). Bu tanımla insanın biyolojik yapısından bahsedilmektedir.
Aslında anlattıkları enerji Allah’ın kullarını donatırken onların olumlu veya olumsuz temayülleri için kodladığı enerjidir. Oysa bu akımın kastı kula verilmiş enerjiye, kulları taptırma olayıdır (kendi kendine tapma).
Aynı insanın şefkatine, özverisine tapınması saçmalığı gibi bir şey. Tabii ki olumlu ve olumsuz düşüncenin insanın hareketlerini iyi ya da kötü yönde etkin kılma gücü vardır. 
Bu münferit olarak kendi başına bir güç değil Allah’ın insana bahşettiği insanoğlunun hayatını idame ettireceği zaman ona yardımcı olacak bir malzemedir. Onun ilahı ya da onu hayra ve şerre götürücü etken değildir. 
Aslında pozitif enerji ve negatif enerjiyi Allah kullarına kodlamıştır. Onu harekete geçirme yöntemini de gönderdiği öncüye öğretmiştir. 
Bundan dolayı “Rasulullah (Sallahu aleyhi ve sellem):
 “Ya hayır söyle, ya da sus“ sözüyle olumlu telkini bize öğretmiştir. 
İnsanın beyninin olumlu olumsuz emir verebilirliğini bizim öncümüz ne güzel dile getirmiştir. Çünkü olumlu ve olumsuz düşünce kişiyi ona göre yönlendirip amel etmesini sağlayacaktır. Tabiat denilen tabii varlıkları içinde toplayan yapı insana iyilik ya da kötülük dokunduramaz.
Allah âlemlerin Rabbi ’dir. Tabiat dediğimiz her şeyi içine alan yapınında Rabbi’ dir:
 “Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah'a kulluk etmek istiyorsanız bunları yaratana secde edin." (Fussılet Suresi, 37) 
Rabbimiz bu ayette Allah’a inanmayanlara değil, Allah’la beraber onun yarattıklarına tapanlara sesleniyor. Bu güneş, ay, tabiat ana, pozitif enerji, insanların belirlediği sözler,  günler hatta taşlar, modern adıyla totemler yani kısacası yardım aldıkları dıştan gelecek tüm kötülüklerden korunmak için kendilerine sığınılan ne varsa hepsi puttur.
 
POZİTİF ENERJİ PUTU TAPINMA ŞEKLİ;
 
Kişi olmasını istediği şeyde düşüncesini o şey üzerinde olumlu olarak yoğunlaştırması her gün kendini tabiata açarak ona pozitif enerji göndererek ondan kendisine dönecek olan oluşmuş güçlü enerjiyle tüm günü olumlu yaşama inancı. 
Bu akımı çıkaranların hedeflediği şey, Allah inancını hayrın ve şerrin sahibinin sadece o olduğu inancını kaldırıp,  Allah’ın verdiği vasıf ve varlıklara taptırmak, onlardan yardım isteyip onlara ibadet ettirmektir. İyilik ve kötülük ilahı oluşturmak Allah’ın kudretini yok saymak nasip ve kaderi inkârdır.
Kullarını en iyi tanıyan Rabbi’miz ne güzel buyuruyor: “Ey insanlar; Rabbinizden korkup-sakının ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki (o gün hiç) bir baba çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah’ın va’di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman Suresi, 33) 
En son ibaredeki ”Aldatıcılarda sizi Allah ile aldatmasın.” Kısmı oldukça önemlidir. Allah’a inandığını zanneden pozitif enerjiden faydalandığı zaman totem yaptığını söyleyen Müslümanım diyenler gibi. Hoş bu eylemlerden sonra kişi Müslüman da kalamaz ya.
Kısacası pozitif enerji ve totemde aldatıcılardandır. Bunlar birer puttur. Her gün kırk kere namazlarımızda tekrar ettiğimiz Fatiha suresinde: 
 “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha Suresi, 5) 
Bu ayetlerle Allah’tan başka yardım istenen her şeyin reddi çok açık belirtilmiştir. 
Türkiye’de evrene pozitif enerji gönderme inancı bildiğimizden çok daha  yaygındır. Bu inancı hayatının merkezine alan insanlar sorsanız sıkı birer Müslümanlardır zira. Hâlbuki hayırda şerde Allah’tandır:
 “Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir.” (Yunus Suresi, 107)
Rasulullah (Sallalahu aleyhi ve sellem) İbni Abbas (Radıyallahu anh)’ya hitaben şöyle demiştir: 
 “Ey çocuk! Allah’ın hakkını koruyup gözet ki Allah da seni korusun. Allah’ı gözet ki, O’nu karşında bulasın. Bir şey istediğin vakit O’ndan iste. Bil ki bütün insanlık sana bir şey ile fayda vermek üzere bir araya gelse Allah’ın senin için yazdığı şeyin dışında asla fayda veremezler. Ve yine bütün insanlık sana bir şeyle zarar vermek üzere bir araya gelse Allah’ın senin için yazdığı şeyin dışında asla zarar veremezler. Kalemler kaldırıldı ve defterler dürüldü .” (Ahmed 1/293 No 2669, 2763, 2804, Tirmizi 2635)
Yani iyiliğinde yaratıcısı Allah’tır kötülüğün de ama Allah’ın iyiliği rızası vardır kötülüğe yoktur. 
Rabbimiz bize iyiliği de kötülüğü de oluşturabilecek kudret vermiştir, seçimlerimizle sonucu biz oluştururuz. Zaten bütün oluşturma gücünün sahibi kendisidir; aksi olsaydı biz kendi başımıza hiçbir yetki sahibi olamazdık. 
Allah’ın yarattığı sebeplere tapmak şirk olduğu gibi sebepleri inkârda küfürdür. Sebeplere değil müsebbibe tapacağız. 
Buraya kadar öz olarak diyoruz ki; 
 “YALNIZ SANA İBADET EDER (sözünü tutmak, boyun eğmek, emrine amade olmak) VE YALNIZ SENDEN YARDIM İSTERİZ.” (hiçbir varlığı zararı giderici veya zarar verici görmemek)
En Emine Emanet Olunuz.



3 Yorum Yapılmış

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız