Genç Nesli Helak İçin Çalışan Ve Onların Hayatını İfsat Eden “Bts”
İslam düşmanları Müslümanların, hayat tarzını belirleyen, Kur'an-ı Kerim’in bozulayamayacak son kitap olduğunu anlayınca Müslümanların üzerinde gerçekleştirilmesi gereken başka projeler geliştirdiler ve bunlar değişik isimlerle Özellikle hedef alınan kitle gençlikti. Onlar biliyordu tabi ki, kitlelerin ideallerini, umutlarını, ümitlerini bina ettiği gençlik toplum için çok önemli bir dinamikti.

İnsanı en mükemmel şekilde var edip, onun hayat nizamını ona uygun olarak düzenleyen eşsiz ilah olan Âlemlerin Rabbi Allah’u Teâlâ kulluk kitabımızda ne güzel buyurmuştur:

 “O yeryüzünde iş başına geçti mi orada fesat çıkarmaya, ekini ve zürriyeti kökünden kurutmaya koşar. Allah fesadı sevmez.” (Bakara suresi; 205)

Bu mübarek ayetleri geçmiş zamanda çok idrak edemezdik ama şimdi öyle olaylar önümüze çıkıyor ki şaşırıp kalıyoruz ve Rabbimizin geçmiş ve geleceğin tüm ilmine sahip olduğunu daha iyi anlıyoruz.

İslam düşmanları Müslümanların, hayat tarzını belirleyen, Kur’an-ı Kerim’in bozulayamayacak son kitap olduğunu anlayınca Müslümanların üzerinde gerçekleştirilmesi gereken başka projeler geliştirdiler ve bunlar değişik isimlerle

Özellikle hedef alınan kitle gençlikti. Onlar biliyordu tabi ki, kitlelerin ideallerini, umutlarını, ümitlerini bina ettiği gençlik toplum için çok önemli bir dinamikti. Bu çalışmayı çok önemsediler. Enerjinin doruğunu yaşayan tecrübeden yoksun çoğunlukla duyguyla hareket eden bu kitle üzerinde başarılı oldular ve olmaya da devam etmektedirler.

Kâfirlerin Müslümanların üzerinde ki başarılarının asıl sebebi ise; Müslümanların kendi dinlerinin ilminden habersiz ve cahil oluşlarındandır.

  Birlikte Müslümanların yozlaşması için çok çeşitli çalışmalardan birisi olan “BTS” i tanıyacağız.

Allah neslimizi hedef edinmiş bu zalimlerden onları muhafaza buyursun. Tabi ki onların şerrinden korunmak oturarak olmuyor.

“Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez.” (Rad; 11)Bu toplum öncelikle kendisindeki cehaleti giderip İslam’ın rahmetiyle hayatını değiştirmedikçe onların hayatını Allah değiştirmez daima kâfirlerin hedefinde ve onların oyuncağı olarak kalır.

 “BTS” NEDİR? KİMDİR?

Bts 12 Haziran 2013 de Bangtan Boys ve Bing Hit Entertain Ment tarafından oluşturulan Güney Koreli K-Pop (Kore Pop Müziği Kültürü)’un kısaltılmış adıdır. 

BTS “Bangtan Sonyeon’dan’a) dayanır. Anlamı; “Kurşungeçirmez izci” demektir. Müzik ve dansla dünya çapında ciddi bir kitle kazanmışlardır.

En büyük üyesi 92 en küçük üyesi ise 97 doğumludur. 7 şarkıcıdan oluşur, bunlar aynı zamanda dansçıdır.

Aynı zamanda kendilerine “Gençliğin sevimli temsilcileri” diye tanıtırlar. En çok etkin oldukları kitle 15/16 yaş üzerinde ki rapçi liseli gençlerdir.

"Eşcinsel sapkınların sembollerini kullanıyorlar"

Gençler eşcinsel sapkınların renklerini kullanırlar ve Moda, müzik, sinema ve TV yoluyla "Cinsiyetsiz toplum" oluşturma projesinin öncüleridirler.

Cinsiyetsiz toplum projesinin sadece BTS ile sınırlı kalmadığını görüyoruz. Bu çalışma sistematik bir şekilde toplumlara işlenleniyor.

Mesela; "BM iyi niyet elçisi Angelina Jolie, Kate Hudson, Adele gibi ünlü starlar(!) çocuklarını "CİNSİYETSİZ" yetiştiriyorlarmış. Çocuklar belli bir yaşa gelince kendileri cinsiyet tercihi yapacaklarmış.

Buyrun, cinsiyetsiz toplum projesinin varacağı yer burası! “Kim bu adamlar? Tabiki küfrün öncüleri, hedef kitle dinden uzaklaştırılmış dinsizlik aşısıyla kendilerini yenilik uşağı haline getirenlerdir. Bunlar kendilerine "BTS ARMY (Ordu)" diyorlar.

Bunlar dünyanın belli yerlerinde toplantılar düzenleyerek üyelerini toplayarak onları bir ordu gibi düzenli itaat eden kitle haline getiriyorlar.

Günümüzde Türkiye’de de rengârenk saçları giysileri, onların sembollerini, işaretlerini kullanan onlara bağımlı binlerce gencin olduğunu görmekteyiz.

Bunların aslında temeldeki hedefleri Allah inancını ortadan kaldırmak ve cinsiyetlerinin Allah tarafından değilde kendilerinin seçimiyle ortaya çıktığını insanlara empoze etmektir.

Yukarıdaki ayetimizde Rabbimiz ne güzel buyurmuş;  

Eğer onları işin başına getirirseniz” nesli yok eder, yani onlara elbisenizi, saçınızın rengini ve yaşam tarzınızı belirleme yetkisi verirseniz sizi fesatta boğarlar. Gerçekten ne kadar açık bir ayet.

Öyle olmadı mı? Ekinimize, tohumumuza, yiyeceklerimize ve mutfağımıza kadar girdikleri gibi birde ruhlarımıza kadar indiler.

Her zaman demekteyiz; insanoğlu üç kabı boş olarak doğar. “Aklı, midesi ve kalbi.”

Fesatçıların çalışma yaptıkları alan da insanın bu üç boşluğudur. Anne ve babaların, emanet olarak Allah tarafından kendilerine verilen evlatlarının sıkı takipçileri olmaları gerekir.

Çocukları kiminle arkadaşlar?

Efendimiz (Aleyhi selam)“Kişi arkadaşının dini üzeredir” buyuruyor (arkadaşının düşünce yapısı üzeredir).Kimleri seviyor çocuklarımız kimler onların hayatlarını yönlendiriyor ve ne ile besleniyorlar çok iyi bilmeliyiz.

Bugün Müslüman ailelere baktığımızda çocuklarına karşı çok sorumsuz ve rahat oldukları görülmektedir.

Onlara çocuklar hakkında daha dikkatli olmaları gerektiği söylendiğinde de onlar;  “Daha genç şimdi böyle olduklarına bakmayın zaman ilerledikçe onlar düzelirler.” deyip geçiştirmektedirler.

Hâlbuki çocuğun terbiye ve eğitimi büyüdükten sonra değil küçük yaşta başlar. Büyüdükten sonra zaten herkes kendi yolunu belirler.

Biz çocuklarımıza sahip çıkmazsak onlara sahip çıkacak onları küfrün askeri olarak yetiştirip Allah’a düşman olarak hazırlayacak bir topluluk hazırda beklemektedir.

Bizler Müslümanlar olarak bize düşen görev çok büyüktür, uyanık olmalıyız, kendimizi ve ehlimizi korumalıyız, Rabbimizin:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır.” (Tahrim Suresi; 6. Ayet)buyurduğu gibi.

Ayrıca Rasulullah  Efendimizin de dikkate şayan hadisleri vardır.

Nu’man İbn Beşir (radıyallahu anhümâ) anlatıyor, Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

 “Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da terbiye etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır.

Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir." (Buharî, İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330); Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241))

Midemize giren gıdanın helale, harama  ve şüpheliye dikkat etmeliyiz; çünkü tüm vücut oradan besleniyor.

Aklımızı korumalıyız; küfürden ve onun destekçilerinin toplumu ifsatından. Eğer Kur’an ve Sünnet gibi doğru verilerle onu doldurmazsak bugün önümüze çıkan ne olduğu belli olmayan akımlara kapılarak yok olup gideriz.

Kalbimizi de korumalıyız; hayatımız merkezine kimleri koyup kimleri koymayacağımızı bilmeliyiz. Evlatlarımızın yediği, içtiği, giydiği, arkadaşları bizi derinden ilgilendirmelidir. Çünkü onların bize veriliş sebebi salih birer kul yetiştirmemiz ve onları toplumun ıslahçıları haline getirmektir. Kâfirin belirlediği hayat tarzına razı olamayız âlemleri yaratan Rabbimiz hayatımızı en ince noktasına kadar belirlemiştir çocuklarımıza bunları daha onlar tohumken vermeliyiz tohum çatlayıp çıkışını belirledikten sonra onun hangi seyirde açacağını belirleyemeyiz.

Bugün Güney Kore’de yarın başka yerde. Bunlar kıyamete kadar bitmeyecek, hak ve batıl kıyamete kadar savaşacak. Bunlara karşı büyük bir güçle mücadele vermeliyiz. Müslümanları uyarmalı ve üzerlerinden baskılarını kesmeliyiz.

Çünkü biz kendimizi ve İslami haklarımızı koruyan bir sistem içinde yaşamadığımız için bu sapkın akımları engellemek için yasal herhangi bir müeyyide uygulanmadığı gibi, birçok kez Türkiye’ye gelen bu gurup herhangi bir yasakla karşılaşmamış ve istediğini elde etmiştir. 

Sosyal bir varlık olarak yaratılan insan hem etkilenen hemde etkileyen özelliğe sahiptir. Bundan dolayı bulunduğumuz ortamlara ve şahıslara çok dikkat etmeliyiz. Rabbimizin koyduğu ölçüye uyarak yaşarsak kimsenin oyuncağı olmayız.

"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez." (Mâide Sûresi, 51)

En Emine Emanet Olunuz.                                                      



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız