Hilal Meselesi

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Allah nasip ederse, yarın Ramazan ayına gireceğiz. Bizi Ramazan’a kavuşturan Rabbime hamd-u senalar olsun.

Ramazan orucuna başlarken, Ramazan ayının başlangıcının tespiti önemlidir. İslam hukukunda esas alınan ay takviminin başlangıcı ve bitişi, ayın hareketlerine göre belirlenir.

Ramazan ayı da ay takvimine göre her sene değiştiğinden, oruca başlayabilmek için öncelikle Ramazan ayının başladığını tespit etmek gerekiyor. Bunun nasıl tespit edileceğini, orucu üzerimize farz kılan Allah’tan öğreniriz, Resulullah’tan öğreniriz.

Hilali görmeksizin, matematik ve astronomik bilgilere itibar edilerek oruç tutulamaz. Çünkü Resulü aleyhissalatu vesselam Efendimiz “hilali gördüğünüz zaman, oruç tutunuz. Ramazan Bayramınızı da hilali görerek yapınız. Eğer hava bulutlu olursa hilali göremezseniz Şaban ayını 30 ‘a tamamladıktan hemen sonra oruç tutmaya başlayınız “buyurmuştur .

Hilal’i görmek suretiyle, oruç tutma ve Hac yapma vakti bilinir ve tespit edilir. Alimlerin çoğu, muhtelif yerlerde Hilalin değişik görülmesi durumunu nazar ı itibara almazlar. Bir beldenin ahalisi hilali gördü mü, bütün ülkelerde oruç tutmak vaciptir. Çünkü Resulullah (sav) “hilali görünce tutun, hilali görünce de bozun” buyurmuştur. Bu hitap bütün ümmete ait olup, her kim herhangi bir yerde hilali görürse herkes görmüş gibi sayılır demişlerdir. Cumhura göre Ramazan ayının başlangıcını tespit için, adil bir kişinin hilali gördüğüne dair şehadeti kâfidir. Zira İbn-i Ömer (ra) rivayeti buna işarettir. “Halkla beraber Ramazan hilalini görmeye çalışıyordum. Hilali görerek Resulullah Sallallahu veselleme haber verdim. O oruç tuttu ve halka da oruç tutmalarını emretti.”

Bir başka rivayette ise “Hilali görmedikçe oruç tutmayın, hilali görmedikçe orucu bozmayın. Şayet hava kapalı olursa (hilalin görülmesine engel olursa) 30 gün sayın” diye buyrulur. Ahmet bin Hanbel’den rivayettir.

Bütün İslam coğrafyasının hilale göre hareket edip, birlikte oruç tutup, birlikte bayram etmeleri, ümmetin birliği ve beraberliği için önemlidir.

Yılın   12 bölümünden her birine “ay” diyoruz. Buna ay dememizin sebebi bu takvimlerin aslının “Ay’a” dayanmasıdır. İnsanların tabiatına en uygun takvim sistemi “kameri ay” dediğimiz, ayın hareketleri ile belirlenen takvimdir.
Yüce Allah (Celle Celaluhu) buyuruyor:
Güneşi ışık (enerji kaynağı) ve ay’ı nur (gibi aydınlatıcı) kılan Allah, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (Ay’a) menzil (yörünge) ler takdir edendir. (Yunus – 5)
Güneşi ısı, ışık saçan enerji kaynağı ve ayı nur gibi parlak aydınlatıcı kılan Allah, ayların, yılların hesabını bilmemiz ve ibadetlerimizi düzenli bir
şekilde yapmamız için de aya yörüngeler takdir etmiş ve gökyüzünde doğal bir takvim düzeni kurmuştur.
Yüce Allah buyuruyor:
(Ya Muhammed!) Sana hilâllerden (ayın hilâl şeklindeki doğuş ve
batışından) soruyorlar. De ki: Onlar insanlar ve (özellikle) Hac için vakit
birimleridir. (Bakara – 189)
Dünyanın uydusu olan ay, dünya etrafındaki turunu ortalama 29 günde tamamlar ve buna bir kamerî ay denir. Ayın dünya etrafındaki dönüşü ile kendi ekseni etrafındaki dönüşü birbirine eşit olduğundan, dünyadan ayın hep aynı yüzü görünür.
Ay dünya çevresindeki turuna devam ederken dünyaya bakan yüzüne güneş ışınları farklı bir şekilde yansıdığı için her gece görüntüsü değişir ve turunu tamamlayıp dünya ile güneşin arasına girince dünyadan görünmez.
Bir ya da iki gece sonra ayın dünyaya bakan yüzünün kenarı güneş ışınları ile tekrar incecik hilâl şeklinde görünür, buna hilâl ya da yeni ay denir. Yaklaşık bir hafta içinde ayın dünyaya bakan yüzünün yarısı ve ikinci hafta sonunda tamamı aydınlanır, buna da dolunay denir. Ayın batı ufkunda güneşin batışından az sonra hilâl şeklinde görünmesi ile yeni kamerî ay başlar ve namazın dışında bütün ibâdetler kamerî aylara göre düzenlenir.
İslâm’ın temel ilkelerinden olan hac ve oruç gibi ibadetler, Arafat’taki vakfe günü, Ramazan ve Kurban bayramları gibi ibadetler Kamer ayına göre belirlenir
Çünkü Yüce Allah buyuruyor:
Kuşkusuz gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah katında,
Allah’ın yazısında ayların sayısı on iki aydır. Onlardan dördü (Zilkâde,
Zilhicce, Muharrem ve Receb) haram (muhterem) aylardır. İşte doğru din (doğru hesab) budur. (Tevbe – 36)
İlkçağlardan beri dünyada farklı takvimler (zaman birimleri) kullanıldığı gibi, günümüzde de farklı takvimler kullanılmaktadır. Takvimlerin hepsinde ayların sayısı on iki olmakla birlikte Allah katında geçerli olanı, içinde Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Receb gibi haram (muhterem) ayların bulunduğu İslâm takvimidir.
İslâm takvimine göre kamerî aylar şunlardır;
1. Muharrem
2. Safer
3. Rebîulevvel
4. Rebîulâhir
5. Cemâziyelevvel
6. Cemâziyelâhır
7. Receb
8. Şâban
9. Ramazan
10. Şevval
11. Zilkâde
12. Zilhicce
İşte Allah katında geçerli olan aylar bunlardır. Gerçekten en doğru din,
en doğru hesap ve en âdil olanı da budur. Çünkü eğer oruç miladî takvime
göre her yıl belirli bir ayda örneğin Haziran ayında olsaydı, sürekli olarak
yılın en uzun ve en sıcak günlerinde oruç tutmak adaletsiz olurdu.
Çünkü kuzey yarımküredeki müslümanlar sürekli olarak yılın en uzun
ve en sıcak günlerinde oruç tutarken ve susuzluktan ciğerleri yanarken, Güney Yarımküredeki müslümanlar sürekli olarak yılın en kısa ve en soğuk günlerinde oruç tutacak ve sevap açısından Kuzey Yarımküredeki müslümanların gerisinde kalacaklardı.

Allah katında geçerli olan aylara göre oruç tutulduğunda hem bu tür adaletsizlikler ortadan kalkıyor hem de kamerî aylar her yıl on gün öne geldiği için yılın her mevsiminde ve her gününde oruç tutulmuş oluyor.
Demem o ki inşallah bu Ramazan da hilali görünce orucumuzu tutacağız, hilali görünce orucumuzu açacağız Allah bizi hakkıyla orucunu tutanlardan Ramazan’ı hakkıyla ihya edenlerden eylesin. Selam ve dua ile, Allah’a emanet olun…

Diğer Yazılarımız