İhanetin Bedeli
"Onlara Âdem'in iki oğlunun kıssasını hakkıyla oku (çünkü onlar bu kıssanın tıpatıp uyduğu kimselerdir). Hani Âdem'in iki oğlu birer kurban takdim etmişlerdi de (her nedense) birinden kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine; Ahdim olsun) seni katledeceğim' dedi. Diğeri ise, Allah ancak muttakilerden (kurban) kabul eder. Öyleyse Allah'tan kork, niyetini düzelt. Eğer sen, beni öldürmek için elini kaldırsan bile, ben seni öldürmek için elimi kaldıracak değilim. Çünkü ben Rabbü'l-âlemîn olan Allah'tan korkarım. Dilerim ki sen, kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin ve de cehennemlikler den olasın. 'İşte zalimlerin cezası budur' dedi. " Maide Suresi; 27,28,29

“ Biliniz ki Allah iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah hiçbir haini, hiçbir nankörü sevmez.”  Hacc Suresi 38. ayeti kerimede Allah’ın koruduklarının; Allaha güvenip, onun adaletinden emin olan ve onun emrine amade olanların kimler olduğunu “iman edenle" ibaresinden, Allah tarafından korunup sevilmemizin şartının da iman etmekten geçtiğini açıkça görüyoruz.
Allah’ın kesinlikle sevmediklerinin ise; Hainler ve nankörler olduğunu öğreniyoruz.
Değerli Kardeşlerim! İnsanlık tarihe baktığımız da, ilk hain ve nankörün “İBLİS" olduğunu görürüz. Allah’ın bin bir nimetiyle tanışmış çok ibadet etmesiyle de yüksek bir mevkiye -meleklerle aynı yere- çıkarılmış, sonra kendisini yaratıp yoktan var edenin emrine isyan ederek onun emriyle aşağıların aşağısına düşürülerek, lanetli bir kul olarak yeryüzüne indirilmiştir. Kıyamete kadar hainlerin ve nankörlerin lideri olmuştur. 
“Âdem’e secde edin!” ( Allah’ın verdiği emre secde edin ) dediğimizde İblis dışındaki­ler derhal secdeye kapandı. İblis ise direnerek bundan kaçındı, kibir­lendi ve kâfirlerden oldu.” Bakara Suresi; 34
Allah’ın kendisini yoktan var ettiğini bildiği halde onun var ettiği malzeme ile "ben ateşten insanoğlu topraktan" diyerek üstünlük iddia eden iblis çok da acayibimize gitmesin. Bugün hala, "ben türküm, kürtten daha üstünüm" diyenler yok mu? Beyaz ırkın siyah ırktan üstünlüğünü savunarak, yıllardır zulümlerinin ayyuka çıktığını ve hala daha devam ettiğini, medeni olduğunu iddia eden Amerika’da neler yaşandığını biliyoruz. Allah kavimleri ırkları var etmiştir. Nankörlüğünü ve hainliğini eylemleriyle bize tanıtan iblis, ırkçılığın, kibrin, gururun babasıdır. Onun hayatı insanlık tarihi boyunca inkârcılara  örnek, inananlara ise ibret olmuştur. Hainlik ve nankörlükte müntesiplerinin lideridir.
Onun hayatını, Kur'an’ı Kerim'deki ayetleri basiretimizle okumalıyız ki birçok çıkarımlarda bulunup onun yaptıklarından kaçınabilelim. Yoksa Rabbimizin muradı; bir mücrimi, yaptığı isyanlarıyla bize tanıtmak değildir. Kulları için merhametinden kaynaklanan uyarıdır. Bu ibretlik kişilikten ve kimlikten kaçınmamız için bir eğitimdir.
Bu ibret vari hayattan da şunu anlıyoruz ki; Allah’ın emirlerini mantığımıza göre ve mantığımızın kabul ettiği doğrultuda hareket etme ölçüsü almamız  bizi kulluğumuzdaki ihanete itebilir. "Şu emir aklıma yatmıyor neden böyle" ya da "niçin bu şekilde gelmiş, bizimde aklımız var bu ayetler üzerinde istediğimiz gibi konuşabiliriz" gibi. Allah muhafaza, insan İlim ile Rabbini bulup onun istediği gibi bir kul olarak yaşayabildiği gibi ilmiyle ukala olup ahkâm kesebiliyor iblis gibi. İşte bu arada iblisin hayatı bize ders olmalı çünkü yoldan çıkınca şeytanlaşabiliyor insan. Pervasızca yoldan dönen nankörleşen insanoğluna ibret olmalı, iblisin hali! Milliyetçi, hasetçi, kibirli, ukala bir varlık olmaktan Allah’a sığınmalıyız.
Bir başka ibretlik vakıaya bakarsak oda Rabbinin emrini hafife alarak dönenlerden olan “KABİL “ dir. 
Tarihte ilk beşeri sistemi kuranların atasıdır. Nemrutlar, Firavunlar, bütün zulmün küfrün öncüleri ondan payını alır. Allah’u Teâlâ Kur'an’ı Kerim’de kötülerin eylemini zikrederek onların amellerinden hakka tabi olanların uzak durmalarını ister. 
 "Onlara Âdem'in iki oğlunun kıssasını hakkıyla oku (çünkü onlar bu kıssanın tıpatıp uyduğu kimselerdir). Hani Âdem'in iki oğlu birer kurban takdim etmişlerdi de (her nedense) birinden kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine; Ahdim olsun) seni katledeceğim' dedi. Diğeri ise, Allah ancak muttakilerden (kurban) kabul eder. Öyleyse Allah'tan kork, niyetini düzelt. Eğer sen, beni öldürmek için elini kaldırsan bile, ben seni öldürmek için elimi kaldıracak değilim. Çünkü ben Rabbü'l-âlemîn olan Allah'tan korkarım. Dilerim ki sen, kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin ve de cehennemlikler den olasın. 'İşte zalimlerin cezası budur' dedi. " Maide Suresi; 27,28,29 
Bu ayetlerden ve onların tefsirinden anlıyoruz ki;  Allah'a adadıkları kurbanda Habil’in kurbanının kabulü ve Kabil'in kurbanının reddi ve kardeşiyle evlenme isteğinin Allah’ın kanununa uymadığı için Âdem- aleyhi selam- tarafından reddi onu kardeş katili yapmıştır ve kız kardeşiyle evlenerek, Allah’ın koyduğu aile hukukunu kabul etmeyip kafasına göre hareket ederek ilk beşeri sistemin kurucusu olarak İslam yolundan çıkıp kâfirlerden, hainlerden ve nankörlerden olmuştur. Allah’ın özel korumasından atılıp hak yoldan dönenlerin ve katillerin öncüsü olarak kıyamete kadar kötülükle anılacaktır.
Ayrıca, babasının peygamber olması bile ona yarar sağlamamıştır. Böylece Rabbimizin bize indirdiği açık beyanla insanın, neseple, ibadetle  veya  Allah'a sunulan kurbanla kurtulamayacağını da öğrenmiş oluyoruz.
Bütün bu hakikatleri güncelleyecek olursak insanın doğru yoldan çıkmasına kıskançlık, haset, kadın, aklını önceleme nefis büyük etken olabiliyormuş.
Gördüğümüz gibi Kur'an'ın rahmetiyle Allah’ın bize gösterdiği bu kişilikler çok dikkat etmemiz gereken yapılardır. Allah muhafaza  İslam tarihinde zengin zalimleri, KARUN'un temsil ettiği gibi, İBLİS ve KABİL de büyük kitleleri temsil ediyor. Bugün onların evlatları da onların yollarını devam ettirip onların çıkardığı zulmü ve  nankörlüğü tüm insanlığa musallat etmektedirler. Kur'an'dan daha bir çok yolda dökülenlere misal bulabiliriz yazımızda bize ışık olması temennisiyle birkaç taneyle yetineceğiz.
Yine Kur'an bize kendisinin salihlerden olup ismi azam gibi önemli ilme sahip olan Musa aleyhi selam döneminde yaşamış bir âlimden bahseder. “BELAM BİN BAURA” Hz. Musa (a.s.) zamanında yaşamış ve sonradan irtidat etmiş olan ilim adamı.
A'raf suresinin 175-176'ncı ayetleri münasebetiyle ismi çeşitli tefsir ve tarih kitaplarına girmiş olan Bel'am İbn Bâura (veya Bel'am İbn Eber)' nın, İsrâiloğulları'ndan, devler ülkesinden, Yemen diyarından veya Ken'an ilinden Allah'ın dinini öğrenmiş, ilim ve irfan sahibi, duası müstecap, yanında Allah'ın ismi a'zamı bulunan ve fakat sonradan itaatsızlığa düşmüş bir kimse olduğu şeklinde rivayetler vardır. Her ne kadar Lût (a.s.)'ın kızlarından biri ile evlenmiş olduğu söylenirse de, bunun Yahudiler tarafından müslümanlar aleyhine uydurulmuş bir iftira olduğu bilinmektedir. (Taberî, Tefsiru't-Taberî, Mısır, 1373/1954, IX, 119-120; Fahruddin er-Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Mısır, 1308, XV, 54;)
Bel'am'a konu teşkil eden ayet meâlleri şöyledir: " Habibim! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz âyetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler. " (A'raf Suresi, 175,176) Sanki bize şöyle der Rabbimiz; bakın dikkatli olun ilminizin çok olması kitlelere tebliğiniz adam yetiştirmeniz açtığınız eğitim müesseseleri yetiştirdiğiniz adamların çokluğu sizi aldatmasın. Öyle bir an gelir ki iman terazisinde tartılırsınız da şahsi ve kavmi menfaatlerinizi için dinden dönen dökülenlere ibret olan “ Belam bin Baura” gibi olursunuz. Allah muhafaza Ya Rabbi!
Bel'am, dünyevî çıkar ve hesaplar için Allah'ın dinini tahrif eden bir ilim ve din adamını küfür sistemlerine ve kâfir yöneticilere yaranmak maksadıyla Allah'ın hükümlerini çiğneyen ve asıl gayesinden saptıran kimseleri temsil etmektedir.
Kardeşlerim! Bu dünya imtihan salonudur, hepimiz bir şeylerle deneniyoruz. Asıl mevzu yaratan, yaşatan ve yarattıklarını yasamayı hak eden âlemlerin Rabbı olan Allah’ı tanıyıp hakkını vermektir. Bizim için indirdiği kanunlara tabii olup beşeri nizamları onaylamadan onlara destek olup onları kalkındırmanın şerrinden kaçarak, iblisin yolunu takip etmekten, dünyevi hırslarımızın esiri olmaktan, dinimizi az bir ücret karşılığında satmaktan sakınmalıyız. Hayatımızı hak üzere tamamlama gayretinde olmalıyız. Maaşı, dünyevi makamı ve itibarı için dinini çiğneyenlerden olmamak ve Allah’ın apaçık beyanına muhatap olan küfürde bu ibret şahsiyetlerin yolunu takip etmekten uzak durmalıyız yoksa bize de aynı hitap ulaşır “Allah hiçbir haini ve hiçbir nankörü sevmez.” 
En emine emanet olunuz.



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız