Yazan; Duygu TURAN

Okuyan; Ömer Faruk DEMİR

Ademoğlunun yaratılış gayesidir imtihan.
Mülk Suresi, 2 : ‘’O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.’’
Farkında olsak da olmasak da, kazansak da kaybetsek de yaşadığımız her olay bir sınanmadır aslında. Dünya dediğimiz bu gezegen imtihan için kurulmuştur desek isabet etmiş oluruz sanırım. Bu imtihan kimi zaman; yokluk  veya varlıkla olur, kimi zaman hastalık veya sıhhat ile olur, kimi zaman da çocuk, eş  ve akraba ile olur. Kısaca etkileşim halinde olduğumuz her şey imtihanımız oluverir. Olaylar karşısında verdiğimiz tepki, sergilediğimiz duruş da kazanç veya kaybımızı resmeder.
Şu günlerde; totalde insanlık, özelde ümmet  hatta fert fert  genel bir imtihanımız var. Bu sefer sınav konusu salgın hastalık, sorunun adı covid-19. Her kafadan birden fazla sesin çıktığı , ehil olan olmayan herkesin ilgi ve bilgi sahibi olduğu hastalığın mahiyeti konumuz değil.  Bu imtihana karşı duruş ve tavrımız bizim için asıl meseledir,  zira müminler  olarak dünyaya geliş gayesinin imtihan olduğuna yakinen iman etmişiz. 
Doğru cevabı bulmak için soruyu doğru okuyalım. Bu durum karşısında ortaya atılan teoriler epeyce çok.  Biz ise;   iman etmenin, Kur'an'a tabi olmanın nimetini yaşıyoruz her olayda olduğu gibi. Kalplere korku salındığı, ölüm korkusunun insanları esir aldığı, aldırıldığı(!) bu günlerde müminin kalbine ayetler ile, Kur’an'i bir ferahlık ulaşıyor. Hastalığın biyolojik silah olduğu veya  vahşi hayvanları yiyen bazı şaşkınlardan bulaştığı geliyor kulaklarımıza. Bu konu hakkında net bir fikre ulaşmak şu an için su üstüne yazı yazmak gibi  olsa gerek. Çünkü herkesçe bir bilinmezlik havası hakim. Her iki ihtimali de iman potasında değerlendirmem için kitabım bana yeterli geliyor, duruşumu ondan öğreniyorum. 
Biyolojik silah iddiaları, insanlığın rabbi olmaya çalışan kafirlerin ürettiği, kurduğu tuzak olarak değerlendirip,  kitabıma sorsam ne yapmam gerektiğini?  Aradığım cevabı Rabbim Hud (as)'ın dili ile veriyor bana. 
Hud Suresi, 54- 56 : ‘’ Ben Allah'ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki; ben sizin Allah'ı bırakıp da şirk koştuğunuz şeylerden beriyim. HAYDİ; HEPİNİZ TOPTAN BANA TUZAK KURUN, SONRA DA BANA GÖZ AÇTIRMAYIN. BEN, BENİM DE RABBİM SİZİN DE RABBİNİZ OLAN ALLAH'A TEVEKKÜL ETTİM. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.’’
Fiilleri yaratan ALLAH azze ve celle'dir. İmanımdan aldığım güç ile bu imtihanla  mücadele edip mümince bir tavır sergilemem gerektiğini öğretiyor ayet bana. Kurulan tuzaktan, yapılan hesaptan daha kuşatıcı bilgi ve güç sahibine teslim olmak. İtaat ve kulluk ile, sadece dil ile değil elbette ki. Yaşantımda ispat ederek.
Bu imtihanın çıkış yeri zahirde;  Çin'in hayvan pazarı, yenilen yiyecekler, yani insanın kendi eli ile sebep olduğu zararlar...
Duruşumu kuranımdan öğreniyorum, zıddı ile örneklendirerek bu sefer. 
En'am, 43 : ’’ Hiç olmazsa verdiğimiz bu musibetler başlarına geldiğinde boyun eğip yalvarsalardı! Fakat kalpleri iyice katılaştı; şeytan da onlara yaptıklarını şirin gösterdi.’’
Allah bir kavme bir dert verdiyse bunu onların hatalarından dönmeleri, kendilerine gelmeleri için vermiştir.  Alay,  komiklik,  gençlik diliyle ti ye alma, tüm bunlar  imtihanı hafife almak olur.  Bu ise rahmet ve kurtuluş değil daha çok azab kapısı açar., ayetin bize öğrettiği duruş, dua ve boyun  eğmektir. Tevbe İstiğfar ile  hatalardan geriye dönmektir. Bu duruşu ne kadar gösterebiliyoruz. Ad kavmi onları helak için gönderilen bulutu ufukta görünce muhakkak ki bu yağmur taşıyan buluttur demişlerdi. Sonuçta imtihanı doğru okuyamadılar ve o bulutun getirdiği büyük kasırga ile helak oldular. Bizden de aynı yolda olanları görüyoruz. Bu sadece gelip geçici bir hastalıktır diyerek basitleştirenler, ABD oyunu diyerek kafiri yüceltenler. Sonuç ne olursa neden kimsenin aklına Allah ın imtihanı olduğu gerçeği gelmiyor.  Bu imtihan Allah'ın bize bir ihtarıdır. Kimbilir belki köprüden önceki son çıkıştır. İmtihan edildiğimize göre Allah bizi bağışlamak istiyor demektir. Bu zor günlerin kazananı ve kaybedeni olacak. Kazananlar peygamberleri ile beraber olan, eski kavimlerden kurtuluşa erenler gibi çıkacaklar imtihandan. Fakat şart belli: istiğfar ve itaat… Kaybedenleri ise;  sebepler arasında  boğulup  kalacaklar gerçek resmi göremeden. 
İmtihana sabreder ve ders  alırsak bizim için rahmet; azgınlık ve isyan edersek bela olur.  İmtihanı doğru okuyabilmek, doğru cevap için şarttır. Bu sürece bir gecede girdik tüm ülke olarak. Planlarımız, randevularımız, organizelerimiz, derslerimiz, sınavlarımız işlerimiz vardı. Sonra bir şey oldu; bir anda hepsi iptal oluverdi. Sanki ölüm geldi. Biz öldük ve tüm planlarımız sona erdi. Ölümden korkmak yerine, ona hazırlanmayı seçelim. Ecel dediğimiz şey nerde, ne şekilde olursa olsun saati değişmeyecektir. 
Evlerimizin çulları olalım bu süreçte. Ev halkının midesini doldururken,  kalplerinde olanları size açmalarına imkan verin. Çocuklarımızın imanlarını kontrol için bir fırsat bu. Konuşun onlarla, sorgulamadan samimiyetle. Kalplerinde Allah'a  ve kitabına dair şüpheler olup olmadığına dikkat edin. Ellerimizi yıkamaya gösterdiğimiz hassasiyeti ev halkının itikatı için gösterelim. Hasar tespiti için son fırsat olabilir. Yaklaşan ramazan ayını dua ve istiğfar için fırsat bilelim. Evde film izlemek ve yemek ile vakit doldurmaktan Allah'a sığınalım. Kendimizi hak ile meşgul edelim.  Sermayemiz olan ve tükenmeye yüz tutmuş vaktimizi iyi kullanmaya gayret edelim. 
İmtihanlar, ALLAH'tan bir lütuf, tefekkür, tezekkür ve istiğfar içindir... Ders alabilmek, bağışlanmış olarak çıkabilmek dua ve temennisi ile…    



4 Yorum Yapılmış

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız