Kadına Şiddet Bahane Feminist Akım Şahane
Kadın erkek birbirlerinin düşmanları değil tamamlayıcısıdırlar. Biri olmadan diğer eksik kalır gözden kaçırılmamalıdır.

Toplumun gidişatı artık  "ANA ERKİL" olmaktan da çıktı . Hızla "CİNYSİYET KARMAŞASINDA" kaybolan  bir topluma dönüşüyor.  Allah (cc) şu ayetini yaşıyoruz, "Ey İnsanlar! Nereye gidiyorsunuz?"(Tekvir; 26).

Bu gidiş nereye?

Uyarı/Yorum; şayet yön değiştirilmezse bu gidiş, bu yol toplumu cinnetin eşiğine getirdi/getirecek. Bu yolun ucu cennete çıkmaz. Bu yolun ucu felaha, mutluluğa çıkmaz.

Tarih boyunca tüm peygamberlerin yaptığı ortak çağrı olan Tevhid kelimesinin manasında hayatın tek hakimi Allah'tır. Hayat ilkelerini belirlemek yalnızca Allah 'a aittir. Hayat tarzı İslam adı verilen din ile belirtilmiş çizgiler net olarak çizilmiştir.

İnsana ne oluyor ki, kendisini yaratanın kanunlarını hayatında istemiyor?

 Ya peki istemiyor da ne oluyor?

Kadına şiddet…

Çocuk istismarı…

Cinayetler…

Soygunlar…

Boşanmalar niçin artışta?  Yürürlükte olan kanunlar çağdaş/ modern dünyaya uygun( size göre) kanunlar değil mi?

Nice yıllar oldu İslam yer yüzüne hâkim değil?  Peki ey ehli vicdan niçin   ahlaksızlığın, yolsuzluğun, adaletsizliğin, zulmün önüne geçilemiyor!

Beşer mahsulü kanunların insanlığı getirdiği nokta ortada buna rağmen yaratılmış olan insan yine de kendini yaratanın  yönetimine karşı çıkıyor.

Kadın konusu üzerinden vurulduk! Yaşadığımız coğrafyanın kadınları gelenekten ve moderniteden çok çekti. Geleneksel algının kadını hiçe saymasını dine mal ederek  kadın erkek eşitliği, kadına özgürlük vb. sloganlarla kadını topluma çekenler,  kadının toplumdaki yerinin   sınır ve ilkelerini batıdan  alarak çizdiler. Kadın konusunun cılkı çıktı. Kadına şiddet bahanesiyle feminizmin yaygınlaşması, cinsiyetsiz bir toplum için algılar üzerinde oyun son hız devam ediyor. Kadına sınırsız, ölçüsüz ya da batının çizdiği sınırlarla toplumda yer açmak kadının fıtri yapısına aykırı.

 Aynı politikanın bir uzantısı olan İstanbul Sözleşmesinin sonuçları cidden çok ağır olacak. Öyle anlaşılıyor ki İstanbul sözleşmesini dayatanların hedeflerinde bu defa cidden aile mefhumunu katletmek var.

Elbette kadına şiddete hayır. Kadına şiddet bahane edilerek yürütülen kadın ve cinsel eşitlik propagandasının altında yatan cinsiyetsizlik çalışmaları son hız devam ederken yetkiyi ellerinde bulunduranlardan herhangi bir adım atmaması dikkat çekici.

Bu ülkede kadın olmak zor demiştik bir zamanlar. Ya gelenek sizi sık boğaz ederdi ya da modrenizim pervasızlaştırır.

Bu iki algıdan da çok çektiğimizi söylemek mümkün ama gelinen noktada sadece   kadın değil, kadın erkek her iki cins de savruldu.

Kadın erkek ile her alanda eşit olamaz, olmamalıdır

Kadının asıl görevi “Ana" olmaktır, unutturulmamalıdır.

Kadın erkek birbirlerinin düşmanları değil tamamlayıcısıdırlar. Biri olmadan diğer eksik kalır gözden kaçırılmamalıdır.

Kadının beyanı esas olmaz, esas olan adil şahitliktir adalet yalan beyanlara kurban verilmemelidir.

Sözün özü;
Allah’ın beyan ettiği kadın hakları kadını mağdur etmeyen ezmeyen, sömürttürmeyen haklardır. İnanmıyorsanız inceleyebilirsiniz.

Diğer Yazılarımız