Yazan; Sümeyye DEMİRCİ

Okuyan; Gökhan ŞENOL

 Hayat nedir? Hayat; hayat sahibi olmak, diri olmak, canlı olmaktır, hayat sahibi olmakla canlı veya diri olmak aynı şey değildir. Çünkü her canlı, diri, hayat sahibi değildir. Hayat sahibi olmak hidayet üzere olmak demektir. Nice hidayetsiz hayatta yaşayanlar vardır ki aslen ölüdür.

Âlemlerin Rabbi olan Allah insanı hayat sahibi olarak var etmiş ve ona tahsis ettiği hayatı belirlediği hayatla yaşarsa hayat bulacağını da ona bildirmiştir. Kulluk Kitabımız da Rabbimiz;

 “ Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” ( Zariyat suresi; 56 ) diye buyurmuştur. Ayette geçen kulluğun manasını kavrarsak niye yarattığını anlarız. Rabbimiz diyor ki; sözümü tutsun, bana tabii olsun, öğrettiğime göre yaşasın mutlu huzurlu olsun diye yarattım.

Yeni Müslüman olmuş bir Amerikalının hayatını okurken onun sözü beni çok etkilemişti. Şöyleydi; ona hayat nedir? Diye sorduklarında;

--Ben hayatı Kuran’dan öğrendim.

-- Kur’an’da Zariyat süresindeki 56.ayetten öğrendim demişti.

      Ne kadar ilginç değil mi? Bizim yıllardır okuduğumuz, Kuran benim kitabımdır dediğimiz kitaptan. Hayatın anlamı buradan başlıyormuş meğer oysa biz bu ayetteki mesajı böyle algılamamıştık. Çünkü ayet, ne için, nasıl hayatta olmam gerekliliği vurgulanıyormuş. Suphanallah!

Hayat buysa bunsuz hayat, hayatsızlığa denkti o zaman. Kur’an’la yaşanan hayatlar ve Kur’an’sız yaşanan hayatlar. Bugün Kur’an’sız yaşanan hayatlara baktığımızda ana, baba, eş, evlat, toplum mefhumu yoktur. Yerine sınırsız bir özgürlüklük safsatasıyla köleleştirilmiş insan yığınlarını görürüz. Ana ve babalarını yaşlılar evine bırakarak senede bir gün ziyaret edip, çiçek götürerek onlara karşı evlatlık görevlerini yerine getirdiklerini zannederler. Oyla Kur’an’lı hayatta onlara “öf”  denilmesi bile yasaklanmıştır.

 “Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretmiştir. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında yaşlılık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme; onları azarlama, onlara güzel söz söyle.” ( isra Suresi, 23-24)

İşte buna benzer birçok ayette, anne ve babaların Kur’an’lı hayattaki yerleri ve değerleri belirlenmiştir. Hatta Allah’u Teâlâ kendisine ibadet edilip ortak koşulmamasının ardından anne babaya iyiliği emretmiştir. Ve onların yaşlandıkları hali için program konulmuş, onlara yapılan iyilik farz konumuna sokulmuştur.

Hadislere bakınca; Rasulullah Efendimiz (Aleyhi selam ) Buyuruyor ki; Allah’u Teâlâ’nın rızası, ana babanın rızasında, gadabı da, ana- babanın gadabındadır.(Tirmizi)

Evlat sevgimize gelince; Kur’an düsturuna tabi olmamış birçok ailelerde, çocuk sahibi olayım sevdasıyla varını yokunu ortaya koyup o tedaviden bu tedaviye koşan, ona sahip olmak için helal-haram tanımayan anne ve babaların hayatlarına bakıyoruz, evlatları oluyor ne emeklerle büyütülüyor. Yemiyor yediriyorlar, giymiyor giydiriyorlar sonra evlatlarından dolayı zulümü had safhada yaşıyorlar, anne babasını döven evlattan, annesini ya da babasını, parası için öldürüp evin bir köşesine gömüp üzerine beton döken evlada kadar. Bu muydu evlatlar için çekilen çile?

Kısacası; Kur’an’sız hayatlarda anne baba değersizleştirilmiş hakları elinden alınmış topluma terkedilmiştir. Onları koruyacak ne bir kanun maddesi ne de onu ihlal edene yaptırım vardır.

İşte gece ve gündüz gibidir, Kur’an’lı ve Kur’an‘sız hayatlar arasındaki fark.

Kuran’sız hayatlarda şu BEŞ şey tehlikededir.

1-Akıl; İnsanın aklı tevhitle, hakikatle dolması gerekirken küfürle, yalan dolanla, ihanetle, hurafe, şirkle doldurulduğu için akıllar karışık ve kalpler mutmain değildir. Böylece de doğruları algılayamayan bir akla sahip olurlar.

2-Din; Yani hayat tarzı, kurallar bütün düsturlardır. İnsanların hayat tarzları Kuran ’sız olunca ne oluyor? İnsan kafasına göre ya da insanların deneme yanılma yoluyla koyduğu kurallara göre yaşıyor ve koyulan düsturları onu yaratıp hayat sunan koymadığından, kendisine uymuyor haliyle Kuran ‘sız yani fıtratına uyumsuz yaşıyor. Mesela; İcat edilen, yapılan bir cihazın talimatnamesine uymadığınızda ortaya çıkan olumsuzluk nasıl ki onu bir daha sağlam kullanmanıza engel ise, Kur’an’a uygun yaşanmadığınızda da insan yaratılış gayesinin dışında bozuk ve verimsiz yaşar.Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyuruyor; “ Yaratan (yarattığını) hiç bilmez mi” (Mülk Suresi; 14) Amenna… Elbette ki nasıl mükemmel yaratmış ve yaratıklarının hayatını, nasıl idame ettireceklerini takdir etmişse, en iyi hayatı da bilmiş ve onu da sunmuştur İslam dini olarak.

3- Can; Kur’an’sız hayatlarda sadece insanın hayatı değil, hayvanların hayatları da tehlikededir. Annenin karnındaki ceninin hakkını bile belirleyen Âlemlerin Rabbı ne yücedir. Bugün içinde yaşadığımız bu hayatta insanların ve hayvanların hayatının ne kadar ucuz olduğuna binlerce kez her gün şahit oluyoruz. Depremde yıkıntı halinde sadece kolu dışarıda kalmış bir kadının kolundaki bileziği için onun kolunu kesecek kadar vahşidir Kur’an’sız hayatlar. İnsanları para için ameliyat eden cerrahlar mı ararsınız, yaşlı bir ninenin diz protez ameliyatı için yanlış dizin ameliyatını yapmışız, teyze bu dizin iyileşsin onu da sonra yaparız diyeni mi ararsınız? Öldürdüğü insanın karşısında elinde silahla ölene kadar bekleyip onun iniltisini dinleyip, öldüğünden emin olana kadar kimsenin yardımına izin vermeyen hayatın adıdır Kur’an’sız hayat. Canlının değeri yoktur bu hayatlarda, canlı sadece menfaat için bir metadır. Kur’an’sız hayatlarda merhamet yoktur, nefisler ilah konumundadır, nefsin her istediği yerine getirilir. İnsanlar gibi hayvanlarda nasibini alır bu hayattan. Aman Ya Rabbi! Kedilerin kuyruğuna bağlanan ağırlıklar mı dersiniz, naylonu yakıp gözlerine damlatma sapıklığımı dersiniz, kedileri arabayla çiğneme zevkimi dersiniz           ?

Derileri için dövülerek öldürülen foklar mı dersiniz? Lüks içkili otellerde meşhur olan kaz ciğerinin elde edilmesini dinlediğim zaman Kur’an’ı hayatımın merkezi kılana binlerce hamd etmiştim. Kaz ciğeri çok pahalı bir meze olduğu için kazlar bağlanıyor kanatlarından ve sırtlarından da kıskaç arasına alınıyor, kurulan sistemle boğazına belli periyotlarla yem dökülüyor hareketsiz  bir şekilde sadece  yem yiyen kazın ciğeri belirlenen zamana kadar büyütülüyor ve bu esir hayvan kesiliyor, sarhoşlara meze olarak sunuluyor. Kur’an’la inen düsturda, Allah, iman edenlere merhamet bahşetmiş, hayvanları aç koymak dövmek analarını yavrularından ayırmayı yasaklanmıştır.

Rasulullah (Aleyhi selam) Buyuruyor ki; “Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allan’dan korkunuz.” (Ebu Davud-Cihad-45) yine başka bir hadisinde İbni Ömer’den nakille Rasulullah buyuruyor ki; “Peygamberimiz hayvanlara işkence eziyet yapanlara lanet etti.” (Buhari-Zebaih-25)

4-Nesil; Kur’an’sız hayatlarda nesil de tehlike altındadır. Zina ve flört normalleştirilerek sosyal arkadaşlık (!)…adı altında, sevgililer günü tahsis ederek, bu çarkı hediye rantıyla besleyip güçlendirerek hayatları Allah’tan uzak insanlar yığını oluşturulmaktadır. Taşıyıcı anneler adı altında kendilerine zerk edilen menilerle meydana gelen nikâhsız nesiller, toplumun virüsleri olarak yerini alır Kur’an’sız hayatlarda. Sütkardeşiyle evliğin yasak olmadığı, erkek erkeğe evliliklerin yavaş yavaş yayıldığı insanların alıştırıldığı bir ortamda yaşıyoruz. Böyle bir hayattan elbette ki temiz nesil çıkamaz.

Nikâhsız birliktelikleri yasaklar İslam, zina yapmayın demeden önce yaklaşmayın der. Âlemlerin Rabbi olan Allah, Kur’an’ı Kerim’de  “Zinaya yaklaşmayın! O hayasızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur.” (İsra Suresi; 32) buyuruyor. Yani zinaya götüren yaklaştıran her şeyden uzak durmak emrediliyor. Yine günümüzde “BTS” adıyla kadınlaşmış Kore gençleri sevdası yaygınlaştırılarak cinsiyet karmaşası içinde bocalayan bir nesil oluşturma çabalarını da esefle takip ediyoruz. Ben Müslümanlardanım diyen her fert evlatlarına nesline sahip çıkmalı çünkü Kur’an’sız hayatta bunların emniyeti yok maalesef.

5-Mal; Aynı şekilde mal emniyeti de yoktur Kur’an’sız hayatlarda. Allah’tan korkmayan bunu kendisine meslek edinmiş nice insanlar var ki, takip edip önceden belirlediği evlere girip, insanların birçok zorlukla biriktirdiği neyi varsa alıp, güle oynaya yiyebilirler. İnsanları aldatanlar, temiz helalinden kazanmaya çalışanları akılsız, kendilerini akıllı zannederler, hiç bilmezler ki kul hakkı bilincinde olup Allah’tan korkanlar, emin insanlardır. Kolundaki çantayı alabilmek için metrelerce sürüklenen kadınlar, emeklilik maaşını almış nice kandırılarak elinden alınmış dedeler biliyoruz vs.

İnsanlık tarihine baktığımızda hiçbir yerde düşmanlarının altınlarını ve mücevherlerini kendisine teslim, emanet edildiği bir insan göremeyiz, sadece Kur’an ile hayatını yaşayan Allah Resulü (Aleyhi vesellem)’den başka. Bu kadar emin güvenilir oluşundan dolayı, kâfirler tarafından kendisine MUHAMMEDUL EMİN ismi verilmiştir. Efendimizin bu isimle anılması biz ümmeti için onurdur. Yeter ki ona tabi olan biz ümmetide onun yolundan ayrılmasın.

Allah Kur’an’ı Kerim’i hayat tarzımızın belirleyicisi, hayat rehberi olarak indirmiştir. İçindeki kurallar tamamen bizim fıtratımıza uygun kurallardır. Çünkü bizi yaratan bizim nasıl idare edilmemiz gerektiğini en iyi bilendir. Bunda dolayı ne kadar onu hayatımızın merkezine koyarsak o kadar Kur’an eksenli yaşarız ve hayatın gerçek anlamının bilincine varırız. Kur’an’sız yaşanan hayatlarda her zaman kargaşa, güvensizlik, mutsuzluk en önemlisi Allah’ın rızasından uzaklık vardır.

Hz. Aişe annemize Rasulullah hakkında sorulduğun da ; “ O ayaklı Kur’an’dı. ” buyurmuştur. Rabbim bizi de onun yolunda kılsın.

 En Emine Emanet Olun.

Yazan Sümeyye Demirci



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız