Yazan; Duygu TURAN

Okuyan; Ömer Faruk DEMİR

Müslüman toplumların yüzlerini korunaksız olarak batıya dönmelerinin bedelini en ağır şekilde ödemeye başladık. Yenilikleri takip, gündemi yakalamak, çağa ayak uydurmak, gençlik akımları, hayatın tadını çıkarmak, modernlik tutkusu vs. Tüm bu janjanlı ve cazip sloganların büyüsüne kapılıp, zararlı zararsız demeden ne görsek uygulama hevesindeyiz. Bu kontrolsüz taklit; imanımıza ait temel değerlere, onarılması güç zararlar verdi. Daha da vahim olanı zararın farkında bile olmayan insan kitlelerinin oluşmuş olması. 

Çoğunluğunun Müslüman olduğu iddia edilen bir ülkede genç – yaşlı ayrımı yapmaksızın, insanların diline pelesenk olmaya başlamış bir kelime dikkatimizi çekiyor. Totem yapmak, totem edinmek. Bu dile dolaşan kelimenin, om* kolyesitakmak, evrene enerji mesajı göndermek gibi farklı türevleri de mevcut. 

Kendilerini Müslüman kimliğine nispet edenlerin; küfür oldukları aleni belli olan bu gibi durumlara bilmeden düştükleri gibi bir hüsnü zanda bulunmak istiyoruz. Zira insanlar hakkında küfür hükmü vermeden tebliğ gerekir inancına sahibiz. Bu amaçla bugün, özellikle gençlerin şaka yollu veya gerçekten inanarak edindikleri totemlere ve bunların inanç dünyamızdaki karşılığına dikkat çekmek istiyorum. Tanımına geçmeden evvel, şirkin yansıması olan totemlerin toplumdaki örnekliklerine bakalım.

Toplumu peşinden sürükleyen, zaman zaman ilah durumunda olan futbol taraftarları arasında yaygın ve çeşitli versiyonlarını görmek mümkün. İki eli birleştirip baş parmakları kaldırmak, kolları göğe açmak, hep aynı formayı giymek, om denilen Hindu dininin sembolü uğur kolyesi takmak ve daha benzerleri…

Öğrenciler arasında; yüksek not alınmış sınavın kalemini diğer sınavlarda da özellikle kullanmak, sadece kalem değil, çorap, hırka, toka vs. o gün üzerinde ne varsa uğurlu kabul edip çıkarmamak. İstediği şey olana kadar aynı hareketi bir köşeye çekilip tekrar etmek, aynı yerde oturmak...

Evlere asılan ve içinde mercimek bulgur pirinç gibi bakliyat bulunan bereket sarkaçları; uğur getirdiğine inanılan nar ve fillerden oluşan biblolar. Uğurlu kolyeler, sayılar, günler.  Sevinçli bir olayın yaşandığı günün kendisini ve tarihini uğurlu ve kutsal saymak. Bizim sayamadığımız sizin gördüğünüz ve belki de iyi ve saf duygularla yaptığınız daha niceleri. Hepsi temelinde şirk dinlerine ait olan totemin uzantısıdır. Bunların kime ne zararı var ki, buna da mı bir şey buldunuz diyenleri duyar gibiyim. Masum hareketler veya gençlerin kendi aralarındaki eğlenceleri olarak görülen bu gibi durumlar tam olarak da tevhid ve şirk ile alakalıdır. 

Totem sözlükte; 

  1. İlkel toplumlarda, topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb.

herhangi bir doğal nesne.

  1. Bir insan topluluğunun ya da tek bir kişinin gizemsel ve büyüsel duygularla bağlı olduğu hayvan, bitki, doğasal olay ya da cansız nesnedir.

İslam’da ise totemin tam karşılığı PUT’tur. Put edinmek; korunma, sığınma, başarıya ulaşma adına yapılan bir eylemdir. Şirkin kaynağıdır. Tevhid yani İslam’da Allah’tan başka, sığınılacak, yardım edebilecek, fayda ve zarar verebilen bir varlık yoktur. Sadece ALLAH vardır. İstiaze yani sığınma eyleminde üç unsur vardır. Sığınan, sığınılan, zarar vermesinden korkulan şey. İslam’da sığınan kul, sığınılan her durumda ALLAH’tır. Zararından korkulanlar da yaratılan her şeydir.  Sadece ALLAH’a sığınılır çünkü; O’nun gücü her şeyin üstündedir. Sığınılan varlığın sığınandan güçlü olması gereklidir. Yok olmaya mahkûm olan seni nasıl koruyabilir? Şirk inançlarında ise koruyan kul, korunan puttur. Kullar yaptıkları putları korurlar. 

Hz . Ömer’in helvadan put yapıp acıkınca yerdik sözüne gülüp geçtik hepimiz.  Oysa ki bugün modern insanlar olarak daha gülünç olanlarını yapmaktayız. Üstelik Hz. Ömer bunu yaparken Müslüman da değildi!

Sözün özü; Allah’tan başkasından yardım dilemek, medet ummak, fayda beklemek  şirktir. Her ihtimalde ve durumda, totem edinmek, uğur ve bereket getireceği söylenen simgeleri takmak, hareketleri yapmak, evlerde bulundurmak şirktir. ‘’Biz o niyetle yapmıyoruz’’ demek Müslümana yakışmayan ve onu şirk günahından kurtaramayacak bir sözdür.  

Yunus suresi 107: ‘’Allah sana bir sıkıntı dokundurursa onu O’ndan başka hiçbir kimse gideremez. Sana bir hayır dilerse O’nun lütfunu geri çevirecek hiçbir kimse yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O mağfiret edendir, rahmet edendir.’’

Enes ( r.a ) rivayet etti ki Rasulullah sav öyle buyurdu: ‘’ sizden herkes ihtiyaçlarının tamamını

Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin.’’ ( Tirmizi, Daavat 149, No 3607)

 

*Aum (Om), Hinduizm'de dini ya da mistik etkisi olduğuna inanılan sözcüklerin (mantra) en kutsalı sayılan hecedir.



2 Yorum Yapılmış

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız