Namaz Fıkhı
İman sahibi kişinin, Allah’ın hoşnut olduğu her fiil ve davranışı genel anlamda ibadet sayılır. Yüce Allah insanları ve cinleri kendisini tanısınlar, bilsinler ve yalnız kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. (Zariyat Suresi; 56) Özel anlamda ibadet bedenle, malla veya her ikisi ile birlikte yapılması durumuna göre üçe ayrılır. Namaz ve oruç bedenle, zekât malla, hac ise hem malla hem de bedenle yapılan ibadetlerdendir. Bunların miktar ve şekilleri bizzat Allah ve Resulü tarafından belirlenmiştir. Kur'an-ı Kerim’de kısa anlatım(mücmel) olarak yer alan bu ibadetler, Hz. Peygamber'in söz ve filleri ile açıklanmış ve tamamlanmıştır. Bu yüzden, İslam toplumunun, bunlar üzerinde değişiklik yapma hakkı yoktur.

NAMAZIN ÖNEMİ

İman sahibi kişinin, Allah’ın hoşnut olduğu her fiil ve davranışı genel anlamda ibadet sayılır. Yüce Allah insanları ve cinleri kendisini tanısınlar, bilsinler ve yalnız kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. (Zariyat Suresi; 56) Özel anlamda ibadet bedenle, malla veya her ikisi ile birlikte yapılması durumuna göre üçe ayrılır. Namaz ve oruç bedenle, zekât malla, hac ise hem malla hem de bedenle yapılan ibadetlerdendir. Bunların miktar ve şekilleri bizzat Allah ve Resulü tarafından belirlenmiştir. Kur’an-ı Kerim’de kısa anlatım(mücmel) olarak yer alan bu ibadetler, Hz. Peygamber’in söz ve filleri ile açıklanmış ve tamamlanmıştır. Bu yüzden, İslam toplumunun, bunlar üzerinde değişiklik yapma hakkı yoktur.

Farzların en büyüğü ve en önemlisi namazdır. Kıyamet gününde insanın imandan sonra ilk sorgulanacağı konu namaz olacaktır. Namaz inancın dışa, topluma yansıyan belirtilerin başında gelir. Namaz kalbin nuru, gönlün sevinci, ruhun gıdası, mü ‘minin miracı, yüce yaratıcı ile aracısız buluşma ve konuşma halidir.

NAMAZIN DAYANDIĞI DELİLLER:

Namazın farz oluşu kitap, sünnet ve icma delillerine dayanır.

Salat sözcüğü, Kur’an-ı Kerim’de dua ve namaz anlamında olmak üzere 78 ayette tekil, 5 ayette “salavat” şeklinde çoğul olarak geçer. 3 ayette “ namaz kılanlar (musallin)” şeklinde kullanılır. Diğer yandan 14 ayette çoğul emir sığasıyla “namaz kılınız”, 4 ayette tekil olarak “namaz kıl” buyurulurken, 24 kadar ayette, geçmiş zaman sığasıyla “namaz kılanlardan” söz edilir. 10 kadar ayette de “salla (dua etti, namaz kıldı)” fiili ile yine dua ve namaz konusu yer alır.( M. Fuat Abdülbaki, el- Mu’cemu’l-Mufehres li Elfazı’l- Kur’an’ı – Kerim).

Bugün kendisini tefsir ulaması (!) gören bazı zevat; kelimeler üzerinden yola çıkarak birçok sünnetle sabit olmuş konuyu yok kabul edip ve o kelimeler üzerine asıl manayı yüklüyor. Mesela; salah dua manasındadır deyip, namaz vaktinde dua ederek namazı eda etmiş kabul ederler.(Kendilerini “Tarihselciler” veya “Kuran Müslümanları” diye adlandıranlar )

Bunlar parçacı düşünerek birçok manaya gelen kelimeyi tek mana kabul eder, sünneti görmezden gelerek Kuran’da yoksa bu hak değildir diyerek bilgisiz Müslümanları saptırırlar. Buna dikkat etmek gerekir.

Pek çok hadiste de benzer sözcüklerle namaza yer verilmesi bu ibadetin önemini ortaya koyar. Biz aşağıda örnek olarak birkaç ayetin mealini vereceğiz;

Şüphesiz namaz, müminlere, vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır. (Nisa Suresi ; 103)

“Oysa onlar, tevhit inancına yönelerek, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardır. İşte doğru din budur.”(Beyyine Suresi; 5)

“Bütün namazlara ve orta namaza devam edin”(Bakara Suresi; 238)

Sünnetten deliller: Bu konuda rivayet edilmiş çok sayıda hadis vardır. Bu hadislerden bazıları şunlardır:

“ Abdullah İbn Ömer (r.a)’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur : “İslam beş şey üzere kurulmuştur: Allah’tan başka ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Buhari, İman, 1, 2; Müslim, İman, 19-20)

Hz. Peygamber Muaz İbn Cebal(r.a)’i Yemen’e gönderirken, ona şöyle demiştir: “Sen ehl-i kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları ilk önce Allah’a kulluk etmeye çağır, Allah’ı tanırlarsa, Allah’ın onlara gecede ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını söyle. Namazı kılarlarsa. Allah’ın onlara zenginlerinden alınıp yoksullarına verilmek üzere zekatı farz kıldığını söyle. İtaat ederlerse, bunu onlardan al, insanlarının mallarının en iyisini alma, mazlumun bedduasından sıkın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur. (Buhari, Zekat,41 63, Meğazi,60 Tevhid, 1; Nesai, Zekat)

“Namaz dinin direğidir.” (Tirmizi, İman 8; A.İbn Hanbel, V , 231, 237)

“Namazda secde, kulun Allah’a en yakın olduğu haldir.” (Müslim, Salat, 215; Nesai, Mevakit, 35)

Namaz ergenlik çağına gelmiş, akıllı her erkek ve kadın Müslümanın üzerine farzdır. Fakat yedi yaşına gelmiş olan çocuklarda namaz kılmakla emredilir. On yaşına geldikleri halde namaz kılmazlarsa, eğitim amacıyla hafifçe dövülebilirler. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emredin, on yaşına girince bundan dolayı dövün ve o yaşta yataklarını ayırın.”( Ebu Davud, Salat, 26; A. İşbn Hanbel, II, 180,187)

 NAMAZI TERK ETMENİN HÜKMÜ

Namazın ergen, akıllı, hayız ve nifastan temizlenmiş her Müslümana farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namaz ve oruç gibi bedeni ibadetlerde vekâlet ve niyabet geçerli değildir. Yani bir kimse bir başkası yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. Namazın farz olduğunu inkâr eden biri dinden çıkar. Çünkü namaz kesin ayet, hadis ve icma delilleriyle sabittir. Tembellik veya umursamamazlık sebebiyle namazı terk eden asi ve fasık olur.

Hanefilere göre, tembellik yüzünden namazını terk eden kimse, namazı inkar etmediği sürece dinden çıkmaz, ancak günahkar, fasık olur. Kendisi bu konuda uyarılarak tevbeye çağrılır, kötü örnek olmaması için toplumdan tecrit edilir. Ve tedip amacıyla dövülür. Ramazan orucunu terk eden kimse de bunun gibidir. ( İbn Abidin, Reddül Muhtar, Mısır, Zuhayli, El- Fıkhu’l-İslami ve Edilletuh, Dımeşk 1985, I, 503).

Hanefiler dışındaki mezhep imamlarına göre ise, özürsüz namazını terk eden kimse, irtidat ( Dinden çıkar) edenin durumu gibi İslam toplumuna karşı gelmiş sayılır ve tevbe etmezse en ağır şekilde cezalandırılır. (İbn Rüşd, Bidayetü’l- Müctehid, Mısır, t.y, I,87; Müslim, Kaseme, 25, 26)

Günümüz toplumu İslami hükümlerle idare edilmediği için insanlar Müslümanım diyor ama kâfir gibi yaşıyorlar. Çünkü onlara devlet tarafından uygulanan herhangi bir yaptırım müeyyidesi yok. Oysa Rasulullah (aleyhi selam) ‘’ Namaz İslam ile küfür arasında tek sınırdır” , ’’Namaz dinin direğidir’’ demiştir.

Namazı unutmak ya da uyuyup kalmak sebebiyle zamanında kılamayan bunu kaza eder. Hadis-i Şerifte; “Kim uyuyarak veya unutmak suretiyle namazını kılmamış olursa, hatırladığında hemen kılsın.” (Ebu Davut, Salat,11; İbn Mace, Salat, 10). Namazı vaktinde kılamadığından dolayı da Allah’a ayrıca tövbe ve istiğfar etmesi gereklidir.

Ubade İbn Samit (r.a)in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: “Kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, küçümsemeden hakkını vererek, eksiksiz olarak kılan kimseyi Allah-u Teala cennetine sokmaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler için böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar.” ( Ebu Davud, Vitr, 2; Nesai, Salat, 6). Ebu Hureyre (r.a)’nın naklettiği bir hadiste de şöyle buyurulur: “Kıyamet günün de kulun ilk hesaba çekileceği şey, farz namazdır. Eğer bu namazı tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denilir: “Bakın bakalım bunun nafile namazı var mıdır? Eğer nafile namazı varsa farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar içinde aynı şeyler yapılır.”(Tirmizi, Salat, 188; Ebu Davut, Salat, 145).

Bu duruma göre farz namazların eksiğini sünnet ve diğer nafile namazlar tamamlamaktadır. Bu yüzden farz, vacip veya sünnet ayrımı yapmaksızın ibadetlerin yerine getirilmesi mü’minin gayesi olmalıdır. Çünkü bu, dünyevi huzur ve manevi mutluluk kaynağı olması yanında, ahiret yolculuğu için de en büyük azıktır.

Müslümanlar hayatlarında, dikkate aldıkları sözüne değer verdikleri insanlar kadar peygamberlerinin sözüne de değer verselerdi O’nun ‘’ çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namazı emredin ‘’emriyle hareket ederlerdi ve bugün namazsız bir ümmet olmazdı. Namaz ibadeti çok önemli bir ibadettir. Müslümanın kelimeyi şehadetten sonraki farzıdır, hafife almak kişiyi küfre düşürür ve müçtehitlerin çoğunluğunun görüşüyle kişiyi dinden çıkarıp mürtet yapar. İnsanların istiyorum ama bir türlü başaramıyorum demeleriyle olmaz. İsteyenler; üniversiteyi nasıl kazanıp bitiriyor, çalışmayı, evlenmeyi vb. nasıl başarıyorsa bunlara verdikleri emek gibi namaza da çabalarlarsa iman etmelerinin gereği olarak yerine getirebilirler.

En Emine Emanet Olun



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız