Öğretim Mi, Eğitim Mi?
Bilginin cebe indiği, buna rağmen cehaletin tavan yaptığı bir çağda bir kez daha yakinden idrak ediyoruz ki; öğretim ile eğitim aynı şeyler değil. Bilakis aralarında çok büyük farklar var. Her ne kadar bir birleriyle bağlantıları olsa da, bu iki kavram mahiyet itibari ile birbirlerinden farklıdır.

Bilginin cebe indiği, buna rağmen cehaletin  tavan yaptığı bir çağda bir kez daha yakinden idrak ediyoruz ki; öğretim  ile eğitim aynı şeyler değil. Bilakis aralarında çok büyük farklar var. Her ne kadar bir birleriyle bağlantıları olsa da, bu iki kavram mahiyet itibari ile birbirlerinden farklıdır.

Öğretim olmadan eğitimin olmayacağı gibi eğitim olmadan da öğretilen bilgiler kişiye “Okumuş” cahil olmasının ötesinde bir fayda sağlamaz.

İslam insanı bir şey öğrettiğinde hedefi onu eğitmektir. Bilgi obeziteliğini kabul etmeyen İslam; kuru bilgiyi, kitapları sırtına yüklenmek olarak tarif ediyor. Nitekim cuma suresinde şöyle buyrulmuştur;

“Tevrat’la yükümlü tutulup ta daha sonra taşımayanların örneği, kitap yüklü eşeğe benzer. Allah’ın ayetlerini uygulamayan bir toplumun hali ne kötüdür. Allah zalim topluma yol göstermez.” (Cuma Suresi; 5)

Eğitim sistemi, öğretim ve eğitimi birlikte yürütmediği zaman o toplumda mühendisler, doktorlar, kimyagerler vb. olabilir. Ama bu meslekler insan, çevre dengesi ve toplumsal ıslah için kullanabilmek yüklenilen işin sorumluluğu ile alakalıdır, yani eğitimli olmakla. Aksi takdirde toplumsal çöküntü kaçınılmaz olur. Bir insana doktorluk öğretebilirsiniz lakin eğitimli olmazsa hastasını müşteri gibi görebilir, ilaç sektörüyle anlaşma icabı gereksiz ilaçlar yazabilir.  (Günümüzde en fazla söylentisi olan durumlardan biri maalesef) Bir insana müteahhitlik öğretebilirisiniz lakin eğitimini vermezseniz malzemeden çalarak köşeyi dönebilir ama ufak bir doğal afette eviniz başınıza uçar. Aynı şekilde bir pazar gününün ardından piknik alanlarına bakıldığında, bilginin bu kadar yaygın olduğu bu çağda, eğitim düzeyinin fotoğrafını görmek mümkün. Bilgi çağı lakin her hangi bir halk otobüsünde dede yaşlarında adamların ayakta kaldıklarına, filinta gibi delikanlıların kulaklarında kulaklıkla oturduklarına şahit olursunuz. Birçok yerde delikanlının yolu üniversiteyedir üstelik…

Okumanın ve öğrenmenin kimin adıyla, hangi ilkeler perspektifinde olduğu eğitimin gerçekleşmesi için önemlidir. İlk emri “oku” olan bir dinin mensupları olarak hemen ikinci emir “Yaran Rabbinin adıyla oku”. Çünkü yeryüzünde rab’lık taslayanlar çok olacak ama hiç biri yaratan değildir, yaratamazlar. Asıl rab Allah’tır (cc) ve O’ da (cc) yaratandır. O halde hayatın en önemli hususlarından biri olan öğretim ve eğitim O’nun  (cc) adıyla, O’nun  (cc) izni ile olmalıdır.

Öğretimin eğitime katkı sunabilmesi için;

1.Fıtrata uygun olmalıdır.

Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Allah Rasulü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhari).

Fıtrat bozan, dünyayı bozmuş olur. Çünkü kendisine yabancı olan bir insanın yapamayacağı vahşet yoktur. Bugün gençlerin arasında yaygınlaşan deizm ve benzeri yanlışların en büyük sebeplerinden biri de fıtrata uygun öğretim ve eğitimin olmamasıdır. Allah’ın adıyla verilen eğitimden çıkan sahabe neslinin güzellikleri dünün, bugünün ve yarının en güzel örnekleridir.

Seküler ilkelerle öğretilen hiç bir ileri teknoloji ilmi insanlığın faydasına hizmet sunmuyor, sunamıyor ve asla da sunamayacak. Dönüşün mutlak kendisine olan yaratana yabancılaşan, hesap günü kaygısı taşımayan bir doktorun, mühendisin, kimyagerin öğrenmiş oldukları bilgi ile neler yapar. Günümüzde fıtrata uygun olmayan yiyeceklerin üretimini yapan mühendis. İlaç sektörünün, zararı faydasından çok olan ilaçlarını üreten kimyagerler adeta, hastalık sakın bitmesin mesajı vermiyorlar mı?  Çağdaşlık adına cinsel öğretimi gençlere bilgi bazında verenler,  çocukları eğitemedikleri için ya da eğitmedikleri için zinanın önüne geçilemiyor. Oysaki mükellef çağına gelen birine cinsel öğretimi, eğitimle birlikte verilmesine kim niçin karşı çıksın ki; bu konu zaten farzı ayn ilimler kapsamına giren ilimlerdendir.

Bunca yüksek okula rağmen insanlığın kayboluşunun, şiddetin, ahlaki yozlaşmanın en başat sebeplerinden biri uygulanan öğretim ve eğitimin fıtrata uygun olmamasıdır.

2.Hakikate uygun olmalıdır.

Daha düne kadar “insanın maymundan geldiği” bilimsel bir bilgi olarak çocukların beynine nakş ediliyordu. Fizik, astronomi vb. ilimlerin dayandığı nokta tabiat olunca doğanın gücüne ya da güce tapan bir nesil yetişmemesi içten bile değildir. Kevni hakikatlere uygun olmayan bir keşfin sonucu insanlığın faydasına hizmet sunamaz, sunamıyor da.

3.Erdeme hizmet ediyor olmalıdır.

Genel ahlak ilkelerine uygun olmalıdır. “İlla edep, illa edep” demiş büyükler. Peygamberimizin (sav ) şöyle buyurduğu nakledilir “İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhâri). Kişi utanma duygusunu yitirmeye dursun, artık yapacağı rezaletin dozu tahmin edilemez. Öğretim sisteminde hayâ öğretilirken bunun önce Allah’a (cc) karşı, sonra da tüm insanlara karşı olması gerektiği noktasında eğitiyor olması gerekir.

Eğitimin başarısı ise  iki  şeyin bir biriyle ve eğitimle orantılı olmasına bağlıdır.

  1. Aile eğitimde birinci ve birincildir.
  2. Çevre.

Arkadaş ve sosyal çevrenin eğitimde rolü büyüktür“Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözü bunu güzel ve veciz bir şekilde ifade etmektedir. Allah (cc) şöyle buyurmuştur “ Ey İman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun!” (Tevbe Suresi; 119).



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız