Ömrün Baharı Gençlik
Her toplumun ömrünü sürdürebilmesi, yarınlarda kendi varlıklarının mücadelesini verebilmesi ve idealinde kurmuş olduğu dünyayı gerçekleştirebilmesi için bazı dinamiklere ihtiyaç hisseder. Bu ihtiyaçlar temin edilmeden hayat ve gelecek adına bir düzenlemeye girişilemez. Bu noktada elzem olan dinamiklerden en önemlisi şüphesiz ki gençliktir.

Her toplumun ömrünü sürdürebilmesi, yarınlarda kendi varlıklarının mücadelesini verebilmesi ve idealinde kurmuş olduğu dünyayı gerçekleştirebilmesi için bazı dinamiklere ihtiyaç hisseder. Bu ihtiyaçlar temin edilmeden hayat ve gelecek adına bir düzenlemeye girişilemez. Bu noktada elzem olan dinamiklerden en önemlisi şüphesiz ki gençliktir.

Gençlik duyu olarak, hareket olarak, güçlülük ve gayret olarak bir toplumun en dinamik unsuru olup, geleceği inşa edecek en önemli değerdir. Bunun için yanlış veya doğru her toplum ve fikir, gençliğe hitap edip bu dinamiği kazanmaya çalışır. Her hayat görüşü planların en önemli noktasına gençliği yerleştirmektedir. Çünkü hiçbir toplumun gençliğe sahip çıkmadan cemiyetini ayakta tutması düşünülemez.

Gençler bizim için en büyük değerdir. Gençlik bahar gibi hayatın en güzel dönemidir, en büyük zenginliktir. Silah, para, altın, gümüş değil; imanlı ahlaklı, iffetli, izzetli ve sorumluluğunun bilincinde olan bir gençlik.

Bir topluluğun umut ışığı olan gençlik istismar edilirse söner, hayatı yaşanmaz hale getirir.

Gençlik bir toplum için en büyük güçtür demiştik. Elbette ki bu gücün doğru insanların elinde nasıl iyiye, doğruya ve ıslaha dönüştüğünü saadet asrında görüyoruz.

Şirke karşı, batıl ilahlara karşı, düzenin yanlışlarına karşı, maneviyatsızlığa karşı ve haksızlığa karşı korkusuzca hak davayı sahiplenen yücelten gençler olmuştu.

Bu gençlerin gücü yaşlarından değil eğitimlerindeydi, ahlaklarındaydı, oldukları örnek medeniyetlerindeydi ve bağlandıkları ilahi merkezdeydi.

İnsanoğlunun ömrünün en verimli kısmı gençliğidir. Rabbinden ona verilen bir nimettir bu değerli zaman dilimi çok dikkatli kullanılmalıdır, öldürülmemelidir.

Çünkü duyguların akıldan daha çok yoğunlaştığı, olaylara tecrübesiz, çok yiğitçe (cahilce) bakan bir kitle her an yanlışa ve hataya sevk edilmeye, gücünün doğru zihniyette olmadığı insanlar elinde kullanılmasına en müsait olduğu zaman içindedir. Gençliğimizi İslam’ın nuruyla nurlandırmalıyız; çünkü İslamsız, tevhidsiz, ahlaksız ve amelsiz bir gençlik şerdir, beladır.

Ne güzel demiş diyen:

”Serseri bir kurşun olmamalıyız nerde patlayacağımızı bilmeliyiz.” 

Bir gayemiz bir hedefimiz olmalı. Bize verilmiş ömrümüzün baharı dediğimiz bu zaman dilimi aslında sermayemiz, onu iflas edecek veya ettirecek bir çalışma içine atmamalıyız.

Rabbimiz gençlerin yaptığı amelin değerinden Kehf suresinde bahsetmiştir: “Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdir.”  Onlar gençti, yani delikanlılardı..

Rabbimizden başka kimsenin önünde boyun eğmeyiz diye baş kaldırdıkları zaman gencecik fidanlardı. Ümmetin umudu gencecik fidanlar. Ashabı Kehf 60 yaşında emekli olmuş kişiler değillerdi. Kariyer sahibi elit tabakadan yönetici kadrodan yiğitlerdi. Allah’u Teâlâ onları övmüş. Kuranı Mübin’de kıyamete kadar onların anlatıldığı ayetleri okur onlarla ibadet ederiz.

Kuran’da İbrahim (aleyhisselam) kıssasında kâfirler birbirlerine soruyorlar:

“Kim bu putları parçaladı?”

 “İbrahim denen delikanlı” dediler. Demek ki put kırmak delikanlı işi, erkek kadın fark etmez. Sen umudum gençlik; ömrünün baharını kışa çevirme. Put kırmak yürekte başlar imanla Allah’ın temizlememizi istediği putları kırarak. (nefis şehvet, haram, zaman öldürme, vs.)

Nefislerin dünya iştiyakının dorukta olduğu bu zaman dilimini güzel bir eğitmenin terbiyecinin eline vermeliyiz Hz MUHAMMED aleyhi selam gibi.

Efendimiz buyuruyor ki “Size hayırlı gençleri tavsiye ederim çünkü onların kalbi daha incedir.”

Bugün çağımızda ömrünün baharını içkiyle, kumarla, zinayla ve batıl sevda (Kore sevgisi vs.) tüketen ve cinsiyetinden utanan veya utanması için yollar açan bir zihniyet içerisindeyiz.

Bu nedenle anne ve babaların; evlatlarının bu verimli ömür dilimlerini heder edilmesine göz yummamaları gerekmektedir.

Şu an içinde bulunduğumuz çağda, bakıyorsunuz bazı gençlere karşı cinsiyete benzemenin meziyeti düşüncesinde veya ortaya bir tarz olarak atılmış kâfirlerin koyduğu bir akımı (dövme yaptırma, kaş aldırma vs.) uygulamalarına çok şirin bakabiliyorlar.

Maalesef bu gençlerin ebeveynleri: “Gençler heveslerini alsınlar.” diyebiliyorlar. Hâlbuki Müslüman olan bir kişi için ömrün bu vakti en değerli vakittir, israf edilip heder edilmesine ebeveynler asla izin vermemelidirler.

Gençliğimize ve genç ömrümüze hazinemiz gibi sahip çıkmalıyız. Bizim en değerlimiz, Önderimiz (Sallalahu aleyhi vesellem )buyuruyor ki:

 “Hepiniz çobansınız, elinizin altında bulunanlardan mesulsünüz.”

O zaman bizlere verilmiş olan evlatlarımızdan da gençliğimizden de hesaba çekileceğimizi bilmeliyiz.

En Emine Emanet Olun.

Diğer Yazılarımız