Peygambere İttiba
Oysaki bir mümin için, Resul’e (sav) tâbi olmak, imanî bir zorunluluktur. Tercih veya takvadan değil, tamamen imanın şartlarındandır. İşte Kur-an ayetleri en büyük delilimizdir.

İnsanoğlunun modern yaşam ve özgürlük adına; şişirilmiş özgüven ile buna paralel olarak gelişen benmerkezcilik kıskacında aslen tutsak olduğu bir asra şahitlik etmekteyiz. Yaşamın her alanının bireyselleştirildiği bir ortama, biz olmaktan ben olmaya hızlı bir geçiş yaşadık hep beraber. Bireylerin, kendi akıllarından başkasına ihtiyaç duymadığı, kişisel mutluluk ve hazzın tüm değerlerin önüne geçirildiği bir yaşam tarzı hayata hakim olmuş durumda. Ne yazıktır ki bulaşıcı bir hastalık gibi olan bu düşünce tarzı inanç dünyamızı da hızla etkisi altına almaya çalışmaktadır. Öyle ki haddimizi ve bilgimizi aşan konularda dahi konuşabilir, ‘’bence’’ sözcüğünün özne olduğu cümleler kurabilir olduk. Sınırlarını bilmeyen, haddini aşmış insan toplulukları oluverdik bir anda.

Bu kendine aşırı güven, insanda itaat problemini de beraberinde getirdi. Çocuk ve gençlerimizin itaatsizlikleri çağın en büyük sorunlarından biri oluverdi. Oysaki insan, fıtratında Rabbine itaate uygun olarak yaratılmıştır. Rabbine itaati kaybetmiş bir toplumdan, Rabbin itaati farz kıldığı diğer bireylere saygıyı beklemek yersiz olacaktır.

İşte bugün toplumda, peygamberin görevi nedir? Sünnetin bağlayıcılığı var mıdır? Farz mı sünnet mi?  Kur-an’da var mı? Peygamber yapmış ben de yapmak zorunda mıyım ki?  Gibi daha nice dile dökmek istemediğimiz türden şüphe amaçlı soruların temelinde hep bu itaat sorunu yatmaktadır. Modern insan(!) kapitalist düzene köle olduğunun farkında olmadan; haddini zorlayarak, Resul’e (sav) itaati sorgular hale gelmiştir.  Bunca ilahiyat hocası, medrese hocası, diplomalı-icazetli din âlimine rağmen durmadan konuşan yazan; peygamberi susturup hiç durmadan kendileri konuşan insanlar türemiştir.

Oysaki bir mümin için, Resul’e (sav) tâbi olmak, imanî bir zorunluluktur. Tercih veya takvadan değil, tamamen imanın şartlarındandır. İşte Kur-an ayetleri en büyük delilimizdir.

Ali İmran suresi 31 ve 32. ayetler: “De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.  De ki: "Allah’a ve Rasul’e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.’’

Nisa suresi 64. ayet: “Biz her bir peygamberi, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik.”

Maide suresi 92. ayet: “Öyleyse Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.”

Haşr suresi 7. ayet: “Peygamber size ne verdiyse, artık onu alın; size neyi de yasakladıysa, ondan hemen kaçının!  Allah’tan sakının! Şüphesiz ki Allah, azâbı pek şiddetli olandır. “

Necm suresi 3. ayet:  “O keyfine göre konuşmaz.”

 Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Gönülden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun Rasul’ü olduğuna inanan kimseye Allah, cehennemi haram kılar.”

Müminlerden peygambere sadece itaat etmeleri istenmemiş, aynı zamanda imanın bir gereği olarak onu her şeyden ve herkesten çok sevmeleri de istenmiştir. Bir keresinde Ömer b. Hattab (radıyallahu anh ) peygambere “Ey Allah’ın Rasulü! Sen bana, canım hariç her şeyden daha sevimlisin” der. Bunun üzerine Peygamberimiz ona “Ey Ömer! Allah’a yemin ederim ki sen beni canından daha fazla sevmedikçe kamil mümin olamazsın.”diye  karşılık verir. Allah Rasulü’’nden bu sözü duyan Hz. Ömer, bir iç hesaplaşma yaptıktan sonra,  “Vallahi şimdi sen bana canımdan daha sevimlisin” deyince, Peygamber efendimiz “Şimdi imanın kemale ermiştir ey Ömer!” buyurur. Bu manada  Allah Rasulün’den, “Hiçbiriniz beni babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe gerçekten iman etmiş olmaz.” sözünü işiten sahabe-i kiram Allah Rasulü’ne sevgi, tazim ve itaatlerini mallarını ve canlarını onun yolunda ortaya koyarak göstermişlerdir.

21. yüzyılda peygambere itaati imanın gereği kabul eden müminler olarak; nübüvvet kaynaklı olmayan ibadet türlerini reddediyor, Rasul’den gelenleri baş göz üstüne diyerek kabul ve amel ediyoruz. Çünkü iman ediyoruz ki tevhid, ALLAH’I BİRLEMEK VE MUHAMMED’İ (SAV) RASUL, ÖNDER , YOL GÖSTERİCİ OLARAK KABUL ETMEKTİR. Gerçek bir iman, peygambere itaat etmeyi, ona tabi olmayı, onun yolundan gitmeyi gerektirir.  ANAM, BABAM VE NEFSİM SANA FEDA OLSUN YA RASULULLAH….

Diğer Yazılarımız