Ramazanda Sabah Namazı Vakti

ismillahirrahmanirrahim  rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla  esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

Rabbimiz manevi duygularla yaşanan mübarek ramazanı şerifin feyzi ruhaniyetini on bir aya da yansıtabilmeyi, cümlemize nasip eylesin. Bizleri, bizzat terbiye ederek insanlığa örnek şahsiyet kıldığı, Resul’ünün ahlakı ile ahlaklanıp, yeryüzünde yüce zatının şahitleri olan, salih kullarının zümresine ilhak eylesin. Âmin

Ramazan orucu Allah Teala Hazretlerinin kulları üzerine farz kıldığı mühim bir emirdir. Oruç tutmak kadın, erkek akıl baliğ olan sıhhatli her Müslümana farzdır. Bütün insanlığı ebedi saadete davet eden bu saadetin temini için de başkasının değil, sadece ve sadece Allah’ın istediği şekilde bir hayat mizanı, bir düşünce tarzı emreden Allah; ramazan ayında da insanlara oruç tutmayı emretmiştir. Ramazan ayı insanın hayatını disipline sokma aydır. Elini, dilini, bütün azalarını disiplin altına alma ve terbiye etme ayıdır. Kıymetli kardeşlerim bizde bu ayda orucumuzu, sıhhatli olarak tutabilmemiz için fecr vaktine dikkat etmemiz gerekiyor.
Fecr kelimesinin sözlük anlamı; yarmak demektir.  Sabah aydınlığına, şafak sökmesine ve tan yerinin ağarmasına da fecr derler ki, geceyi ve karanlığı aydınlığı ortaya çıkardığından dolayı ona bu ad verilmiştir. Fecr; Güneş’in doğmaya başlama zamanı, tan vakti, güneşin doğmasından önceki alaca karanlıktır.
Namaz, oruç ve hac gibi ibadetler belli bir vakit içeresinde yerine getirilir. Yani bu ibadetlerin belirlenen o zamanlarda yapılması şarttır. Bu vakitler ya Güneş’e göre veya Ay’a göre tespit edilir. Mesela günde beş defa kılınan namazların vakitleri Güneş’e göre; yılda bir ay tutulan ramazan orucunun başlangıç ve sonu da, gökteki Ay’a göre tayin ve tespit edilir.

Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde namaz kılınması yani beş vakit namazın vakti âyetle sabittir. Kur’an-ı Kerîm’de “Hiç şüphesiz namaz insanlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır” (en-Nisâ, 4/103) buyrularak buna işaret edilir. Bu, vaktin namazın farz olmasına sebep teşkil etmekte ve o vakitte kılınmasıyla da edasının bir şartı olmaktadır.

Ancak bu vakitlerin başlangıcı ve sonu hadislerle tespit edilmiştir. Meselâ sabah namazının vakti ne zaman başlar ve ne zaman biter? Bu, Hz. Peygamberle (s.a.s.) bildirilmiştir. İşte fecr kelimesi bize sabah namazı vaktinin geldiğini ve imsak vaktinin başladığını bildiren bir zaman parçasını anlatmaktadır.

Fecr kelimesi Kur’an-ı Kerîm’de vakit manasında, sabah vaktini bildirmek üzere birkaç yerde geçmektedir. Orucun başlama vaktini bildiren âyette: “Fecrin beyaz ipliği siyah iplikten sizce seçilinceye kadar (yani tan atana kadar) yiyebilir ve içebilirsiniz, (bu vakitten) sonra da, geceye kadar orucu tamamlayın.” (el-Bakara, 2/187)   Bu ayet gecenin, fecrin doğuşuna yani tan atana kadar devam ettiğini bildirmektedir. Tan yeri ağarınca gece bitmiş olacağından oruç tutacak kimsenin bu andan itibaren yeme, içme ve cinsi ilişki gibi işlerden uzak durması gerekir. Nitekim Hz. Aişe’nin naklettiği bir hadiste: “Bilâl ezanı geceleyin okuyordu. Bundan dolayı Allah’ın elçisi: ‘İbn Ümmi Mektum ezan okuyuncaya kadar yiyiniz, içiniz çünkü o fecr doğmadan ezan okumaz.’ buyurdu” (Buhâri, Savm, 17) denilmek suretiyle şafağın sökmesinin orucun başlangıcı, vakti olduğu belirtilmiştir.

İslâm hukukunda fecr, kâzib fecr ve sâdık fecr veya birinci fecr ve ikinci fecr olmak üzere iki kısma ayrılır.

Fecr-i Kâzib veya birinci fecr, herhangi bir vaktin başlangıcı değildir. Namaz ve oruç açısından bir şey ifade etmez. Yatsı namazının vakti henüz devam etmektedir. Sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan gökyüzüne yukarıya doğru dikey olarak piramit şeklinde yükselen bir aydınlık meydana gelir ki buna fecr-i kâzib denir. Bundan sonra yine kısa bir süre karanlık başlar, bu karanlıktan sonra Fecr-i Sâdık meydana gelir. Ufukta yatay olarak boydan boya yayılıp dağılan aydınlığa fecr-i sâdık veya ikinci fecr denilir. Hz. Peygamber (s.a.s.): “Sakın ashabım sizi ne Bilâl’in ezanı ne de fecr-i müstatil sahurunuzdan alıkoymasın. Fakat siz sahur hususunda ufuktaki fecr-i müstatire itibar ediniz” buyurmuştur. Müstatil fecr-i kâzib, müstatir fecr-i sâdıktır (Müslim, Sıyam, 40-44).

Fecr-i sâdıkla sabah namazı vakti girer, oruç yasağı başlar. Oruç, ikinci fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar devam eder. Sabah namazı da ikinci fecrin doğuşundan başlar, güneşin doğuşuna kadar süren zaman içinde kılınır. Yani fecr-i sâdık demek güneşin doğuşu demek değildir. Fecr-i sâdık ile güneşin doğuşu arasında yaklaşık olarak bir saat kadar veya biraz fazla bir vakit bulunduğu söylenebilir. Çünkü Cebrail, Peygamberimize birinci gün sabah namazını fecr doğunca kıldırmış, ikinci gün ise ortalık iyice aydınlandığı zaman kıldırmış ve bu iki vakit arasındaki zaman “senin ve ümmetin için vakittir, bu aynı zamanda senden önceki peygamberlerin de vakti idi” demiştir. (es-Serahsı, I, 141).

Kıymetli kardeşlerim, sabah ezanı imsak belirtmek için okunduğundan,  sabah namazını ezan okunduktan en az yarım saat sonra kılmamız gerekiyor. Bunu da bildireyim. Sabah namazı vakti girmemiş olduğundan dolayı zifiri karanlıkta kılınan namaz, sabah vakti namazı değildir. Camilerde imsak ezanı okunduktan hemen sonra namaz kılınmaması ve yarım saat veya 45 dakika sonra kılınması bunun delilidir. Ezan okunduktan yarım saat ya da 45 dakika sonra halka namaz kıldırılıyor. Neden? Çünkü vaktin girmediğinden eminler.

Selam ve dua ile



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız