Safer Ayı

Esselamu aleykum değerli kardeşlerim, bu ay doğrusu ne bölümünde toplumumuzda bela ayı olarak da yanlış bilinen safer ayı üzerinde konuşacağız.

Allah’ın haram kıldığı haram ayların yerlerini ilk defa değiştirip erteleyen kişi Kinâne kabilesindendir. Asıl adı, Nuaym b. Sa’lebe’dir. Allah’ın haram kıldığı haram ayların yerlerini son defa değiştirip erteleyen kimse ise, Cunâde b. Avf b. Umeyye el-Kinânî’dir. Cunâde, kavmi arasında söz sahibi birisiydi. Hac mevsiminde eşeğinin üzerinde gelir ve şöyle seslenirdi: Ey insanlar! Dikkat edin! Ebu Sumâme bu konuda ne ayıplanır, ne kendisine cevap verilir, ne de dediği reddolunur. Bunun üzerine insanlar ona şöyle derlerdi: Muharrem ayının haramlılığını bizden bir ay ertele ve Muharrem ayını, Safer ayında kıl. Bu istek üzerine o da Muharrem ayını onlara helal kılar ve şöyle seslenirdi: Dikkat edin! İlahlarınız, bu yıl Safer ayını haram kıldı. Bunun üzerine insanlar o yıl Safer ayını haram ay kabul ederlerdi. Zilhicce ayında hac yaptıkları zaman (Zilhicce’den sonra gelen) Muharrem ayını bırakıp onu Safer diye adlandırırlardı. Zilhicce ayı bitince, Muharrem ayında savaşa çıkarlar ve bu ayda başka kabilelere saldırırlar ve ganimet alırlardı.Çünkü onlara göre bu ay, Safer ayı idi. Böylelikle onların o yılında iki Safer ayı olurdu.Bir sonraki yıl ise onlara göre Zilhicce, Zilkâde sayılır, Muharrem ise, Zilhicce sayılırdı. Böylelikle Muharrem ayında hac yaparlardı. Bunu da iki yıl üst üste yaparlardı. Daha sonra da bunu değiştirirler ve iki yıl üst üste Safer ayında hac yaparlardı. (Ebu Nebil) Safer, hicri takvimin ikinci ayıdır. Muharrem ayından sonra gelen aydır. Cahiliye çağında Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin meydana geldiği şeklinde bir inanç vardı. Bu inancın ortaya çıkış sebebi, cahiliyye çağında kötü ahlak ve zulümlerin çoğalmasından dolayı, bu ayda çok baskın, gasp ve yağmalama olaylarının olmasıydı.

Bilindiği gibi hacıların Beytullaha varmak veya evlerine dönmek üzere yollara döküldüğü aylar olan, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları, haram aylardı. Bu aylarda savaşmak yasaklanmıştı.

Araplar cahiliye çağında bile bu aylara hürmet gösteriyorlardı. En azından bu aylarda sulh ve selamet içinde yolculuk yapabiliyorlardı. Ancak haram aylar bitince eşkıyalar yine kervanları basıyor ve zulümler bütün şiddetiyle devam ediyordu. Bu sebeple Muharrem ayının çıktığı Safer ayına halk arasında bela ve musibet ayı denilmişti. Hâlbuki musibetin asıl kaynağı bu ay değil, insanların kötü ahlakıydı.

Ebu Hureyre radıyallahu anhu’dan gelen rivayete göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Hastalığın, (kendiliğinden) sirayet etmesi yoktur, eşyada uğursuzluk yoktur. Baykuş ötmesinin te’siri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliye hurafeleridir. Fakat (ey mü’min!) sen cüzzamlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” (Buhari, Tıb 19) buyurmuştur.

Peygamber efendimizin “Safer yoktur,” sözü ayrıca şu şekilde de izah edilmiştir: Araplar haccın serin mevsime denk gelmesi için ayların yerini değiştiriyorlardı. Bu sebeple Safer ayını da bazen haram aylardan sayıp bazen helal aylardan sayıyorlardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu sözüyle o uygulamaların aslının olmadığını bildirmiştir.

Safer kelimesinin aynı zamanda, cahiliye çağındaki insanların hastalıklara sebep olduğunu zannettikleri hayali bir mahlûka verdiği isimdir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem o inancın da aslının olmadığını bildirmiştir.

Her ne şekilde olursa olsun Safer ayında herhangi bir uğursuzluk veya bela olduğuna dair bir inanç yoktur.

Davud-u Antakî’nin, Tezkire isimli eserinde şöyle bir inanç aktarılmaktadır:

“Gökten inen bütün belâlar Safer ayının son çarşambasında iner. Bundan dolayı o gün insanlar üzerine çok zor gelir, işte o gün selâm ayetlerini okuyan, bir daha seneye kadar selâmette olur.”

Aynı yerde Safer ayının ilk ve son çarşamba gecesi gece yarısından sonra yeryüzüne inecek belâlardan muhafaza olmak için namaz tarifi de yapılmaktadır.

İslam dininin sahih kaynak eserlerini iyi bilen âlimler, bu bilgilerin kaynağını hiçbir sahih hadis kitabında bulamamışlardır. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Safer ayına mahsus bir ibadet yaptığına ve bu konuda yakınlarına bir tavsiyede bulunduğuna dair hiçbir hadis-i şerif ulaşmamıştır.

Bu inançlar, zaman içinde kalıntı olarak bugüne ulaşmış cahiliye hurafelerinden biridir. İslam’a göre belli bir ayda, belli bir eşyada veya hayvanda uğursuzluk veya bela yoktur.

Belalardan Muhafaza Olmak İçin

Bela ve imtihanlar başımıza rastgele bir şekilde gelmezler, Allah-u Zülcelâl’in dilemesiyle gelirler. Başımıza gelen imtihanlar hatalarımıza bir kefaret olur, bizi ahiret musibetlerinden önce dünyadayken ikaz edip Rabbimize yönelmemize vesile olur. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Mü’min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah’a kavuşsun.” (Muvatta, Cenaiz 40, (1, 236); Tirmizi, Zühd 57, (2401).

Diğer Yazılarımız